“Google Brain” Gerçek Oldu.

14/05/2013 tarihinde yazdığım “Google Glass + EPOC = Google Brain” isimli yazımda, Google Glass projesinin kullanımını “beyin ile kontrol eklentisiyle” kolaylaştırmaya yönelik geliştirilecek uygulamaları konu alan bir ütopya ( belki de bir distopya ) kurmuştum. 

Discovery News’in “Good Thinking! Brain-Control Google Glass” ( İyi fikir! Beyin kontrollü Google gözlüğü )  başlıklı haberini görünce heyecanlanmadım değil.
Birden “Lan yoksa!?” dedim :) Herhalde benim yazımı okuyup esinlenmişler diye sevindim…

Continue reading ““Google Brain” Gerçek Oldu.”

Mona Lisa’nın Elması

La Gioconda veya La Joconde olarak da bilinen Rönesans devri’nden bir şaheser olan Mona Lisa, Leonardo DaVinci tarafından yapıldığında, bulunduğu çağa ve ötesine kadar uzanan bir etki yaratmış; Rafael’den Michelangelo’ya, Dali’den Picasso‘ya nice sanatçıya ilham kaynağı olmuştur şüphesiz.

Resim

1911’deki Louvre soygununda, Mona Lisa’yı çalmakla suçlananlar arasında Kübizm’in ünlü ressamı Pablo Picasso’da vardı dersem, bu muhteşem tabloya duyulan hayranlığın ve takıntının boyutlarını biraz olsun anlatabilmiş olurum sanırım :)

Resim

Picasso gibi başlı başına ilham kaynağı bir sanatçının bu tabloya takıntısının boyutları, O’nu böyle bir soygunda baş şüpheliler arasında sokmaya yetecek kadar ünlüymüş demek ki.

Belki de Mona Lisa’nın içinde barındırdığı gizemlerden biridir bu takıntı yaratma gücü, kim bilir?

Mona Lisa’daki bu tılsım, sanatı olduğu kadar bilişim sektörünü de çok etkilemiştir.

Bu etkilerden biri 1978 Yılında California’da doğan bir bebek ile bir kere daha kendini göstermiştir. Continue reading “Mona Lisa’nın Elması”

Nest’den Boston Dynamics’e Google’ın Gerçek Robot Ordusuna Adım Adım

Geçenlerde Boston Dynamics’i satın alması çok konuşulan Google’ın bu seferki büyük yatırımı, “akıllı” termostatlarıyla adını duyurmuş olan Nest isimli firmaya oldu.

3.2 Milyar Dolarlık bu devasa satın alım elbette bir bomba etkisi yarattı. Google gidip de neden bir termostat firmasını satın alsın ki?

Robotlar ya da aslında Android‘ler üretebilen bir firma olan Boston Dynamics’i satın alması da merak konusu olmuştu. Google’ın mobil işletim sistemi olan Android’den bahsetmiyorum, zaten bu işletim sisteminin ismine ilham kaynağı olmuş bir robot türünden bahsediyorum. Boston Dynamics’in ürettiği Atlas gibi birşey mesela, fotoğrafı da aşağıda var.

Atlas-p2_nt

Gelelim yeni satın alınmış olan Nest’e.
Nest, termostat da ney lan deyip geçeceğimiz, gazlı/ elektrikli sobamızın içinde gerekli ısıya ulaştığında çıt diye atıp devreyi kesen içsel bir aygıttan başka bişey olarak görmediğimiz ve kafamızda görüntüsünü bile canlandırmayacağımız birşeyi, ev ısı yönetimi sistemine oldukça zarif bir şekilde dönüştürmüştür. Gerçi sanıyorum bize göre yabanıl da, müstakil yaşamı yaygın olan Amerikan aile hayatında dışarıdan ayarlanabilen bir aygıt olarak oturma odalarında çok da hoşlaşmadıkları ancak tanış oldukları bir aygıttı aynı zamanda…

Screen Shot 2014-01-14 at 03.54.55

Nest’in bu şık tasarımı ilkkez tanıtıldığında da bir sükse yaratmıştı. Apple’ın tasarım anlayışına yakın, sade ve kullanışlı bu aygıt, bir iPhone yan aparatı gibi duruyor.

Peki Apple bu firmayı neden satın almadı diye sormak gerekir. Continue reading “Nest’den Boston Dynamics’e Google’ın Gerçek Robot Ordusuna Adım Adım”

2013 in review

WordPress.com istatistik yardımcı maymunları bu blog için bir 2013 yıllık raporu hazırladılar.

İşte bir alıntı:

Sydney Opera House’daki konser salonu 2,700 kişiyi barındırır. Bu blog, 2013 içinde yaklaşık 16.000 kez görüntülendi. Eğer bu Sydney Opera House’da bir konser olsaydı, bu kadar insanın onu görmesi kapalı gişe yaklaşık 6 gösteri alacaktı.

Raporun tamamını görmek için buraya tıklayın.

Kurye-Dron

Bir ara Amerika’da bir tacocunun dron ile servis yapacağı haberi çıkmıştı ( sanırım hoaxdı ). Ondan bir iki sene sonra da Dominos Pizza dron ile pizza servisi yapacağını duyurmuştu.

bugünlerde ise Amazon’un böyle bir servisin denemelerine başladığı haberi yayıldı  :)  1 2 3

Görsel

havacılık dairesinden izinleri aldıklarında 30 dakikalık mesafedeki alanlara, dron ile paket teslimatı yapacaklar…

hava-postası terimine yeni bir anlam katacağı kesin bu sistem, bize ne zaman gelir bilinmez. Ama geleceği parlak gibi duruyor ;) 

Sarıdeniz’den Ay’a

Ganj’dan Mars’a başlıklı yazım daha eskimeden bu sefer de Çin’in büyük başarısı dikkatimi çekti. 

Hani barut’u icat eden, uçurtma, havai fişek denildiğinde akla ilk gelen Çin. 

Güneş/ Ay tutulduğunda “oy! aha ejderha yuttu onları gürültü çıkartalım kışt kışlayalım da kötü ejderha kaçsın” diye, gonglar, ziller çalanların ülkesi Çin. Kung-fu, Budist rahipler, Kızıl meydan, hepsi Çin…

Atalarımızın akınlarını durdurmak için devasa set yapanların ülkesi Çin. Hani çok övünüyoruz ya 40 kişiyle Çin hanedanlığı sarayını bastık diye o bakımdan…

Ne yapmış bu Çinliler?

Ay’a robot göndermişler.

Ne zaman?

Bizim saatimize göre 1 Aralık 2013

Yani son hızda, dünya’da başka hiç bir önemli konu gelişme yokmuşcasına cemaat – hükümet boks maçına odaklanmış, ülkemizin hiç bir problemi ve derdi yokmuş gibi skor acaba kaç kaç kimin lehine olacak derken fırlatıldı Çin’in Ay robotu YUTU’yu taşıyan aracı  Chang’e 3.

Image

( Çang e  Çinliler’in 4000 yıllık bir hikayesindeki baş kahramanın adı. Mitolojiye göre Çang e, kocasından ölümsüzlük iksirini çaldığı için Ay’a hapsedilmiş bir kadındır. Arkadaşının adı da YUTU adında bir tavşan :) biz Göktürk diye “ciddi” bir araç yapıp, Gökmenlerimizi Ay’a yollayıp Gök Türkleri aramaya çıktık demeye kalksak, yedi düvele kendimizi güldürür, önce biz kendi içimizde kendimizi paralarız, o kadar müşkül bir ruh halimiz var bence ) 

Continue reading “Sarıdeniz’den Ay’a”

Ganj’dan Mars’a

Ganj Nehri 2700 Km’lik uzunluğu ile Hindistan‘ın kuzey topraklarından başlayıp Bangladeş‘ten geçerek Bengal Körfezi‘ne akar.
Yaklaşık 900 Milyon mensubu bulunan, Hıristiyanlık ve İslam’dan sonra en büyük üçüncü inanış olan Hinduizm için ise önemli bir kutsal değerdir.

Hinduizm’e göre kirlenemeyeceğine inanılan Ganj Nehri, Dünya’daki en kirli akarsulardan bir tanesidir. Üzerinde hemen her türü zararlı kimyasalı ve biyolojiyi barındıran Ganj Nehrin’de insanlar inanışları gereği her yıl çeşitli kutlamalar yapar. Kast sistemi ve aşırı nüfusun getirdiği kıtlık, fakirlik nedeniyle; Hindu Tanrılarından ve inanışları gereği Ganj Nehri’nde var olduğunu düşündükleri bereket ve arındırıcılıkların, onları; düzlüğe, refaha ve yeniden var oluşta daha iyi bir yaşama kavuştura bilmesi ümidini güden binlerce Hindu’nun  bu nehirde yıkandığı, sularını içip ve türlü şekilde ibadetini / kutlamasını yaptığı görülür.

Bu ve bunun gibi bir çok davranış, ayrıca hijyen eğitimi eksikliği, bayındırlık ve belediye hizmetlerinin yoksunluğu ile beraber dini inanışlarındaki kimi ritüelleri sayesinde, güncel nüfusu 1 Milyarı aşan Hindistan’a gitmek istediğinizde, öncelikle çeşitli hastalıklara karşı aşılar yaptırmanız gerekir. Buradaki iklimi ve coğrafyayı da yabana atmamak gerekir. Tabii daha önce saydığım etkenleri de eklersek bu aşıları yaptırmak doğal karşılanabilir.

Böyle “şenlikli” ve “iç açıcı” bir ülke olan Hindistan denildiğinde akla sadece Ganj Nehri, Hindular ve inekleri gelmiyor tabii ki. Gandi‘yi de hatırlamak gerek.

1900’lerin başlarından 1946’ya kadar süren Hindistan’ın İngiliz sömürgeliğinden kurtuluşunun lider simgesi ve Hindistan’ın babamız dediği unutulmaz lideri. Tıpkı bizim Ulu önderimiz ve Atamız dediğimiz Mustafa Kemal Atatürk gibi.

Hindistan türlü meshep ve sınıf çatışmalarına ev sahipliği yapsa da, kendilerini kurtuluşa götüren liderini unutmamış ve ileriye doğru yürümüştür, Tıpkı bizim de bir süre Atatürkümüz’ü unutmadığımız gibi. Continue reading “Ganj’dan Mars’a”