Amerikan Düzeninin Çözülüşü

bu sayfada tanıtılan ve orjinal ismi Apres L ‘ empire olan kitap, çoğumuzun ” bak göreceksin amerika’da bir gün çökecek” varsayımını destekliyor…

kitap, sovyet rusyanın çöküşünü öngören 1976’da basılmış ;La Chute Finale isimli kitabın da yazarı olan Emmanuel Todd tarafından kaleme alınmış.

kitaplarını okumadım, ancak özetine bir baktığımda buzdağının görünen yüzünden derinlikleri tahmin ediyormuş izlenimine kapıldım… bir nevi falcılık oynamış diyebilirim.

gerçi sovyet rusya’nın çöküşü hakkındaki varsayımlarından yola çıkarak hazırladığı kitabı, büyük oranda günümüz rusyasının var oluş aşamalarını kapsıyor olabilir, çünkü yazar milletler arası yaşıyor ve verileri için iyi bağlantılar kurmuş olabilir…

günümüz amerikası’nın dünya üzerinde ki rolüne, sovyet rusya’nın çöküsünden itibaren bir göz atan kitap, sonun başlangıcını ve george w. bush’un amerika’nın mezarını nasıl kazdığını anlatıyor… güçsüz ve haketmeyene saldıran bir amerika’nın denge unsuru olmak yerine, güçsüzlük ve açıklarını kapatmak için dengesizlik yaratarak dev gibi görünme mücadelesine de değiniyor…

bu noktadan sonra yazar ile bir görüş birliği içinden olamıyorum… geçenlerde siyaset bilimi okumuş ve masterini yapmaya hazırlanan bir arkadaşım ile dünyada ki kapitalist sistemin ve güç dengelerinin geleceği ile ilgili bir sohbettebulunmuştuk. sohbetimizde temel unsur gücün durağan değil, akışkan olmasıydı… güç yüz yıllar içinde gezer durur, osmanlı, rusya, ingiltere, amerika, çin… bu güç hiç kimsenin elinde tutamayacağı bir güç, bir akım… bu güç kapitalizm, sosyalizm gibi akımlardan bile üstün… esasında bunların özü diyebiliriz ve bu gücü kullanmanın en önemli yöntemi onun gelip geçiciliğinin hatta akışkanlığının farkında olmak… işte amerika tam’da bunu yapıyor…

yazar kitabında amerikan müttefiklerinin amerika’yı nasılda yalnız bıraktığını vurguluyor, amerikanın dışa bağımlılığının tüm ülkelerden daha da fazla olduğunu gösteriyor…hem ekonomik hemde askeri açıdan dışa en muhtaç ama en güçlü kuvvet olduğunu söylüyor… hatta meclisimizden geçmeyen teskere olayından da örnek vererek, milli irademizden örnek veriyor…

ancak bende şöyle bir senaryo uygulayabilirim; ülkemizin ve askeriyemizin her nekadar amerika müttefiki olsak dahi kendine has değerleri ve kuralları var, bunlar çok bariz ve çok kuvvetli olgular… peki bunlar amerika için bir sorun teşkil edermi? buzdağının üzerinde ki amerika için elbette sorun teşkil eder ancak buzdağının altındaki için bence sorun teşkil etmez… aikido gibi düşünmek te lazım, engel olan ve sana tepki gösteren gücü, kaynağına karşı kullan…

bizim iç politikamızdan askeri gücümüze kadar bolca nüfuz etmiş olan amerikan müttefikliği, amerika’nın bizi süper planlanmış oyunların içine dahil etmekten geri kalmıyor…

meclisten geçmeyen teskere, bizim kurtuluş savaşında verdiğimiz mücadelenin sonucunda oluşan kural gibidir. meclsimizden bu teskerenin geçemeyeceği o anda hangi hükümet başta olursa olsun zaten en baştan bellidir ki, meclise gelip geri çevrilmesi bile abestir… tabi bu da dünyaya bunu duyurmak amacını güdüyordu… öylede olduda ve biz amerikan kuklası olmadığımızı çok güzel bir şekilde haykırdık dünyaya…

ancak bu gücü kaynağına karşı kullanmayı bilen amerika için bir artı değer oldu… amerika zaten bu teklifi yapmanın abestliğinin farkındaydı… hiçte şok olamadı…olurmuş gibi göründü… ırak’a tek başına girdi ve istediği düzensizliği yarattı…

türkiye de bu savaşın içine girseydi, bir bataklığa saplanırdı, çok doğru. ancak bu bataklık askeri yetersizlikten vs’den değil, amerika’nın elde edilen dengeyi( dengesizliği) paylaşmak istemeyeceğinden kaynaklanırdı… ülkemiz ırağa girer,birkaç günde güneyinden çıkardı… orada bir düzen hakim olurdu… ama amerika’nın istediği bu değil şüphesiz ( burada yazarla bir fikir birliğine kısa süreli de olsa varmış bulunuyorum )

türkiyesiz amerika, alamadığı teskere ve sözde intikam hareketleri ile yine çok iyi bildiği değerlerimiz ile oynayarak bizi iğnelemiş ve dikkatimizi yeniden üzerine çekmiştir… bu dikkat çekiş hareketi tabiki toplumumuza karşıydı… çünkü ileride bizden daha büyük bir müttefiklik bekleycekler… güçlü türkiye cumhuriyeti devleti ve bu millletin ordusu şüphesiz bir yenilmez devdir… amerika bu gücü asla kaybetmek istemez…

peki nedir? bence, amerika ırağı zaten alırdı(ki) zira aldıda… oradaki düzensizliği ve istediği karışıklığı da yarattı… türkiye’yi de aklı sıra bu savaşa girmediği için pişman etti… değerlerimizle oynadı ve orada ( bile bile ) getirilmeyen düzenin faturasını bize ödett([i]yor)… bilerek toplulmumuzda (ve dünya genelinde) bir amerikan antipatisi oluşturdu…

ırağın içindeki hiç bir katliyam plansız değildir, hepsi oranın insanlarını cenazelerle ve nefretle uğraştırıp, yorma ve kendi kendini yok ettrime planın parçasıdır… iç savaşlar ve çeşitli çatışmalarda bunu kanıtlamaktadır… oradan gelecek petrol vs de bu savaşı karşılamayacaktır elbette… amaç ele avuca sığmayan global güce yeni zeminler hazırlayarak onu biraz daha elde tutabilmek çabası içinde olmaktır… hatta mümkünse kademe kademe tüm dünyayı bir zemin olarak kullanmak ve bu güce tek başına sahip olabilme çabası…

bunca iğnelemenin ve nefret aşılamanın hemen sonunda ülkemize, amerika dan göstermelik boyun eğişler ve beklenmedik jestler yapılmaktadır… bu da yüzlerce yıllık plan yapmanın bir gelenek olduğu ülkelerin taktiklerinden birisidir… gnel olarak yüzlerce yılın öngörüsünü ve planını yapamayan halkımız ise bu oyunları tiyatro gibi izlemekte… müziği ritmine kaptımaktadır kendini ( çoğu zaman )…

amerika yakında en hassas ve kanayan yaralarımızı telafi etmekte yardımlar edecek ve bize türlü güzellikler geri dönecektir… duygusal yapımız ile işte eski dostluk böyle olur diyeceğiz… eski dost düşman olmaz diyeceğiz… zaten biz ve amerikan toplumu çok benzeriz diyeceğiz… sevineceğiz … toplumumuz yine amerikancı olacak, hatta küçük amerika hayalleri kurmaya devam edeceğiz,şimdikinden daha fazla amerikan hayranı olacak,kültürümüzden daha da ödünler verip güçsüzleşeceğiz… başındaki en büyük belaları amerika ile def eden türkiye ekonomik ve teknik açıdan palazlanacak ve daha da kuvvetlenecek(!)… şişirilen vatanseverlik ve milli duygular, alınan askeri ve bilimsel başarılar ile amerika, türkiye sevgisi dostluğu pekişecek ve artacak…

sonunda gerçek bataklığıa gelene kadar…işte o zaman mafya kuralları işleyecek… çünkü o ülkenin başkanı bir zaman önce ” anadolu türklere bırakılamayacak kadar değerlidir” demiştir… bir bataklığa gönüllü atlayıp,hem bataklıktan çıkmaya, hemde bizi bataklığa iten arkadaşımızın başımıza vurduğu sopayla mücadele edeceğiz… derim…

tabiki bu global güce hazırlanan yatağın inşaat çalışmalarının “bizim ülkemizden geçen köprü bacağı inşaatı kısmı” bu ;)

amerika, cıva gibi ağır akışkan ve zehirli olan bu gücü elinde tutmak için, isminden bile vaz geçer… kıtasından bile…. ona o zaman amerika demeyiz…. ceketi şapkası değişmiş olur… başka bir isim buluruz ama güç aynı güç olur… hatta aynı kişilerin elinde… aynı zihniyetin elinde… amerika ( bizce) çöker de, eyaletlere de ayrılır…. kendi halkına ve dünya’ya, yapay dolar krizleri yapay işsizlikler vs’ler, dünyaya açtığı savaşlar ile devamlı tiyatrolar oynayan amerika’nın gerçek sonu bu gün için tahmin edilemez ve hatta bu denli “az” sarsıntılı olamaz…

Amerikan Düzeninin Çözülüşü” üzerine bir yorum

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s