Büyük Şehrin “Modern” Insanları

kendimce objektif yaklaşabiliyorken yazmak istetim… anlatılacak çok detay var, yaşanmış ve yaşanmakta olan… hatta yazıyı kafamda toparlayamıyorum şu anda… sadece geldiği gibi yazmayı deneyeceğim…

80’ler de kahveler vardı, cafeler yeni ve lüks bir yaklaşımdı sosyal hayatlara… taşralar dainsanlar hep tek tipti, o yerin insanıydılar… tv radyo ve telefon en hızlı iletişim araşlarıydılar… mektup ve telgraf halen tercih ediliyordu…

hani erkekler kısa saçlı ve çoğunlukla kumaş pantolonluyd, kızların etek giydiği yıllar :) pantolon giyen kız az dı… hatta araba süren bayanlar pek az dı… :) hemen herkes arabesk dinlerdi, birazı maykıl ceksın…. maykıl ceksın dinlemek ve figürlerini uygulamak lüks, tatlıses ve bilimum mahalli sarçıkıları dinemek ise olağan ve geçerli olandı…

80’lerin sonunda farklı tipler çıkmaya başladı… küpe takmanın yaygınlaşmasına daha çok var ama top sakal ve uzun saç moda olmaya başlamıştı… beyaz adidas ve bol kot pantolon ve kızlar ile erkeklerin paylaştığı “unisex” kültür… pop müzik atağa kalkmıştı, arabesk de teknobesk olmaya başlamıştı haliyle…

tüm bu zamanlarda inşaatta çalışan işçilerden o inşatı yaptırana kadar herkes aynı gibi birşeydi görünende… gerçi eskide zengin görünmek isteyen altın rekli çerçevesi olan gözlük takıp, bal rengi kumaşlı, vatkalı omuzlu, bol ceketler giyerdi :) saçlar ise travolta ile mel gibson arası birşeyler…

günümüzde iletişim aygıtlarının bolluğu ile neler olduğu aşikar ola dursun, hemen herkes  kendine uyan birşeyleri buldu…

köylerde kentlere kadar hemen her yerde insnalar yine tek tip oldu, ama bu sefer çeşitlilik maskesi ardında… bunu o kılığa bürüenler bile farketmediler ya da umursamadılar ( algıda seçicilik misali )

insanlar gruplara ayrıldılar; uzunsaçlılar- kısa saçlılar,  rakçılar – beskçiler vs vs… o kadar çok çeşit ve grup… hatta milliyetçi geçinip, sabahtan akşama kadar SOD dileyenlerden tutunda, “türkü felan” dinleyenlere “üüfff”leyip “püfff”leyenler mi istersin… metropollerdeki görüce modernler bular… ha bri de so yıllarda oldukça revaçta ola ağız gererek konuşma… düzgün cümleler kuruyormuş ve içi dolu şeyler söylüyormuş gibi oluyor sanırım bu şekilde kouşulursa… hatta kadınımsı bile olmak reva oluyor böylelerince ( ben de mi grupluyorum nedir )

uzun saçlar, hatta biraz boya, siyah giyim, piercing ( amanın ona hiç değinmeyeceğim hrrrr ) ve ve vee olmazsa olmaz converse :) kıçımın asi gençliği :)) baş kaldırı maskesi altında ezilen ve sorgulamadan yutan şapşallar :)) amerikanın arka sokak kültürünü  baştacı eden dallamalar… uyanın demeyeceğim, öyle bir derin uyuyunki bi daha uyanamayın…

özebe öz türk olupta, bir kaç kez amerikaya gittmiş hatta daha beteri hiç gitmemiş olupta kendi aralarıda sadece igilizce kouşanları gördüm ( emin olun pratik yapmak için değil ) yuh ki ne yuh… özentisiniz deyice “saçmalama” yi yapıştırıyorlar… saçmalama mı? ne şaçmalamaması, esas saçmalayan sizlersiniz, sanki sorgulanamaz ve red edilemez bri mantık yürütüyormuş gibiler bide :)) insan taklidi yapan maymular… kendiniz olun diyeceğim ama ne mümkün… daha ergen olmadan beyninizi yıkatıp ruhlarınızı öldürmüşsünüz ki…

eskiden kahvelerde oturup sabahtan akşama kadar dumanın içinde oturup müslüm dinleyelerden farkınız nedir?yokki? e ama onları aşağılıyorsunuz ve”elit” olduğunuzu düşünüyorsunuz? elit mi? lan takıldığınız yerlere iti bırak inek durmaz… zıçmaz bile hatta kakasını tutmaktan ölür…

köm gibi bir yer hayal edin, izbe, pis ötesi ve neredeyse zifiri karanlık… tiksindirici tiplerle dolu bir yer ve içeride yüksek sesle çok yüksek sesle adıa müzik dedikleri bir gürültü yayılaıyor… gürültü melodik ve sanatsal olmaktan çok, küfürlerle dolu sözlerle bezeli bir saçmalık yığını…

bir bira parasına bir koli bira alırsın dışarda… ama yooook, orda içilecek ve gerekirse çaat çat çat sıçılacak…

hiç eğleceli birisi değilmişim :) haklılar, eğlenceli olduğumu kim söyledi? sana gre sıkıcıyımda elbet ;) kendimi savumuyor yüceltmiyorum ama seni anlatırken bile kullanmak zorunda olduğum betimlemelerin hemen hepsi birer küfür iteliğinde zaten… bir küfürü yüceltiyor bir küfürü yaşıyorsunuz ki :)

peki ya özgrlükçü özentilere ne demeli? endüstride nefret ederim, amerika batsın diye gezerler… kendilerinin olan, özleri olan herşeyden nefret ederler… türkçe konuşmaktan imtina ederler ya da türkçeyi savunupta rus edebiyatına özenirler :)) bunlar da ayrı cinstir… fakir tarzı yaşarlar, sırtlarındaki gocuk onlara çe gevera “tarzı” verir ve kıçımın koministi olarak gezerler :) ama sırtlarındaki mont 400 milyondur :S ellerinde de en son model cep telefonu vardır bu sistem düşmanlarının :)) sistem :) sistemin düşmanı olmaya programlanmış ya da öyle dururlarsa “coool” olacağını düşnen gerzekler…

herkes maskeli burda arkadaş ve maalesef maskesiz birini görünce öcü görmüş gibi kaçarlar… insanlığın hemen her döneminde benimkisi gibi gözlemler var olmuş yazılmışçizilmiştir… bir hitit tableti derki ” gençlik kötüye gidiyor, ne olacak bu dünyanın hali, kıyamet yaklaşıyor ” gibi bir şeyler :) her kuşakta insanlık ne kıyametler yaşıyor… kıyamet zaten kopuyor haberimiz yok ;)

not: yazıyı denetlemeden ve düzeltmeden yayınlıyorum, anlamak isteyen zaten anlar… sevgiyle ve gerçek benliğinizle kalın :)

Büyük Şehrin “Modern” Insanları” üzerine 2 yorum

  1. güzel bir yorum, yavasca okuyup düsünmek gerek, biraz silkenip kendimize gelmemiz gerekli, rusyada 1 milyon ögrencinin delphi ögrenecegide bir toplumun nasil ayaga kalkabileceginin püf noktasi olsa gerek,

    amerikanın arka sokak kültürünü baştacı edilmesi durumunu bende bizzat örneklerini görüyorum, örnegin isvicrede kabul görmeyen begenilmeyen seyler türkiyede yapilipta “süper cool olmussun” seklinde kabul görebiliyor

    yenilikci bir toplumuz, bu akici halimizle bazen yanlis akintilarada kapilmiyor degiliz…

  2. haklısın sevgili bülent…
    bu günlerde carl sagan’ın bir kitabında 2400 yıllık bir yazıdan da bahsediyor… halkının cehaletinden yakınan bir yunanlı, mısırlı çocukların ilk okulda oynadıkları matematiğe dayalı oyunlara atf ediyor ve mısırlıların yanında biz insan bile olamayız sadece domuz oluruz diyor… iki medeniyette aynı çağlarda yaşamıştı…
    şimdiye bakıyoruz, özenti insanlar yığını ve boş karmaşaların peşinden sürüklenerek yok olan bir millet… yazık demek bile yetersiz…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s