OX

esasında vista’nın multimedia sürümü hakkında da yazabilirdim ama OX daha ilginç geldi :)

ingilizce’de ox kelimesinin karşılığı öküzdür… kimileri daha kibar duran boğa ismini tercih edebilir tabiiki… bunun hakkında ahkam kesmicem :) gerçi biz öküz öküz baktıkça bize daha çok ahkam kesilirya neyse…

yapısı ve işleyişi bakımından dünya kaynaklarını ( bu kaynaklara insanlar da dahil ) sömürmesi, ihtiyaç duyduğu alanlara fırsatını bulunca saldırması kaçınılmaz olan ve kapitalizmin en birinci örneği konumundaki amerika brileşik devletleri bir çok eleştiriye, yergiye maruz kalır… gerçi yiğiti öldür ama hakkını yeme diyeceğim ama bir çok konuda eleştirdiğim bu ülkenin hiç değilse bir çok konuda da övgüyü hakettiğini düşünüyorum.. ancak yinede yiğit değil bu tüzel kişilik. anlamaktan korkan bir kız arkadaş gibi ketum ve çıldırtan bir varlık sanki…

kyotoyu imzalamayan amerika birleşik şirketleri aman devletleri… bu gün insanlığın kıçının tutuşmasına neden olan bir çok doğa olayına da kaynaklık ediyor, kendi başını da yemiyor değil doğal afetler sayesinde… gerçi bu afetler doğadan geliyorlar ama pekte doğal oldukları söylenemez değil mi? bir kanser hücresinin yayılması gibi  kıtalara metastas yapmış insanlık… kendi eliyle kurduğu şeylere kendini mahkum ediyor… ülkelere ayrılıp birbirini suçluyor… egzost ve fabrika bacaları ile çeşitli atıkların salınımı yüzünden en büyük çevre düşmanı ilan edilen amerika’nın gölgesinde sessiz sedasız saklanan ülkeler hiç seslerini çıkarmıyorlar… mesela rusya ve çin ve de hindistan! bu üçü bence 4-5 amerika kadar kirletiyor dünyayı ki ( bu işin bencesi olur mu demeyin ) bunu hangi gölge saklar? yine biz yine insanlığın topluca kaypaklık iç güdüsü… tüm dünyayı amerikan tastiğine alıştıran amerika, kendine yarattığı hayranlığın altında eziliyor(?!)

şimdilerde moda yapılan çevrecilik hareketinin kaynağıda yine amerika? o başlattı… 200 yıldan fazladır endüstriyel kirlilik yüzünden insanlar ölüyor hatta 1900 lü yıların başında londra ve pariste hava kirliliğinden insanlar ölüyordu! biz de bir zamanalr Ankaranın ve İstanbul’un dünya’ya haber olan kirlilik seviyeleri unutmayalım… yıl 1980’ler di…

ozon tabakası deliği yeni değil… neredeyse yüz yıllık, keşfi sade 20-30 yıllık! kyoto portokolu yeni bir kavram değil! ben ilk okuldan beri bunları takip ediyorum ama nedense şimdi moda oldu! şimdi insanların gözüne sokuldu… şimdilerde daha önce bir halttan haberi olmayan insanlar doğa vs hakkında ahkam kesmeye duyarı gibi görünmeye başladı! işte insan kaypaklığı… amerikan tastiğine duyduğumuz açlık! yazık… ama olsun…

peki, yeşil tişörtler giyip çevreci gibi takılırken NTV’de yayınlanan yeşil saatlerden haberdar olmaktan başka ne yapıyoruz? bence halen plastikleri ve metalleri evimizde ayırmıyoruz… hani trt de 2 dk lık eğitim programları vardı, dişimizi fırçalarken musluğu kapatalım diyen… hani 20 yıllık ;) gerçi o zamanlar moda değildi şimdi moda NTV göstersin sanırım uygulayan çıkar ama hani!!! uygulamıyoruz! amaamerika’ya “shit” atmaya gelince işler daha kolaylaşıveriyor… peki ne yapıyoruz? yine onların bişeyler keşfedip bizi kurtarmasını bekliyoruz haliyle!

ekonomisinin büyük bir bölümü petrole dayalı amerika’nın çöküşünü umut edenlere bunun o kadar kolay olmayacağını ve bu büyük ve güçlü ülkenin ( ya da şirketler birliğinin ) petrole tam bağımsız hale geldiğinde neler olabileceğinden bahsetmiştim

amerika bu gün belki kimilerine göre göstermelikte olsa çevreci hareketlerin de odak noktası ve hatta kaynağı! serii üretim elektrikli araçlara ev sahipliği yapan bir ülke ki beni can evimden vuruyor :)

tesla car gibi bir şaheseri barındıran amerikanya, hızla biyo enerji, çevre gibi konulara önem veriyor… bunu elbette petrolün durumunun kötüye gitmesi yüzünden yapıyor… hem dünyaya şirin görünüp, hemde ekonomisini düzeltmeye çalışıyor çok akıllıca… bunu daha önce yapamazdı, çünkü o zamanlar petrol bol ve ucuzdu ;) dünya’nın içine etmek için gererek rolü hakkıyla üsleniyordu… ancak yine tekrarlıyorum, hiç değilse şimdilerde birşeyler yapıyor.. peki biz ne yapıyoruz? ne? en ufak şey! valla ben şahsen arkadaşlarımla hidrojen deneylerine başladım :) sonuçlar ümit verici…ha bu arada elektrikli arabayı kim öldürdü? ;)

herneyse, amerika’da ki think firması yıllardır(!) plug car yani elektrikli arabalar üretiyor, 10 binden fazlası yollardaymış.. işleri öyle iyiye gidiyorki, şimdilerde OX isimli bir aracı piyasaya sürecekler… ox ence harika bir araba… tek şarj ile 150 km gidebiliyor, bir aile arabası… 0 dan 100 e 8 sn de ulaşabiliyor :)

üzerindeki güneş paneli sayesinde klima navigasyon sistemi gibi cihazlara enerji sağlıyor… internete bağlanabilen bu araç tam benlik :) yeni donanım bulundu, plug car… :))

amerika’yı eleştirmeden önce kendimize de bakalım… biz bir silkelenelimde… askeriye den çevreye kadar geniş bir yelpazede eleştirel olmakta haklı olalım ;)

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s