Yeni Yıl Yeni Yazı

2008’den çıkış mı enteresandı yoksa 2009’a giriş mi tartışılır… bitiş mi  felaketlerle doluydu yoksa başlayış mı? en nihayetinde saman yolu galaksisinde bir zerre bile olamayacak kadar küçük güneş sisteminde, üzerinde “yaşam” barındırdığını düşündüğümüz bir gezegenin kendi güneşi etrafındaki turunu tamamlamasını kutluyor, başlayan yeni tura ümitle bakıyoruz… insan ne iflah olmaz bir varlık değil mi? her sene bir ayrı bilinmez. gelen her yeni sene aynı kazığı farklı desenle atıyor da yinede gelişini kutluyoruz… yahu insan hiç kazık yiyecem diye göbek atar mı? :)

her halukarda herşey insan için, o kazığı yontanda kendimize atan da biziz… tıpkı var olmayı algılayıp, hesap kitap icat edip, takvimler, eğlenceler, savaşlar, açlıklar, bencillik ve kıskançlıklar icat ettiğimiz gibi…

şahsen hayatımdaki en enteresan yılbaşı gecesini geçirdim diyebilirim, hatta geçen senekine göre bile… ancak bu bir yeni yıl yazısı değil, bu bir toplum yazısı olacak… ufak bir özet… sanki bir dip not…

dedenin yediği erik torununun dişini çalarmış değil mi? bu söz ne de geçerli… kudüs yüzünden yaşanan trajediden bahsetmeye çabalayacam, tabii eğer doğru kelimeleri bulabilirsem… iki ülkenin de başkenti değil kudüs, filistinle israilin değil sadece… hristiyanlık müslümanlık ve yahudiliğin kutsal mekanı… dinler öncesinin de kutsal mekanı… efsanelerin de… herşeyin başkenti… endam uğruna, akan göz yaşlarının ve kanın başkenti…

hayvan iç güdüsü olarak kalmış olsa gerekki, bir grup şempansenin statü kavgası bölge savaşları gibi sürüyor buradaki kan ve gözyaşları… oysaki din ve ahlak bilgisi gibi terimler demin üzerinde “yaşam” olduğunu varsaydığımız dünyayı benzersiz kılan özelliklerden birinin de yapı taşlarıydı üstelik.. yani insan aklının… insanı diğer hayvan türlerinden ayırdığını “varsaydığımız” bir özelliğin.. ama ne hikmetse, savaşlarımız ve bunların nedenleri, iki üç şempanzenin grup savaşlarından ötede bir mantık ve düzende değil!

hmm feci bir durum.. hayır ne kadar inkar etsekte bu bizim doğamız… doğaya karşı koymayı “akıl” edebilmiş tek varlık olan “insan” oluşturduğu kavramların kölesi olmaktan kurtulamamıştır… çeşitli dinler bu zihin köleliğine bir çıkış yolu olarak kendini göstermiş ve insanlar arasında var olmuş ama insan aklı onu da köleleştrimiş ve hatta yeni köleler yaratmak için bir araç olarak kullanmayı bile başarmıştır… bir birinin sırtına basarak yükselinen bu toplum terazisinde, insanlar inançları gereği rahat edeceklerini, “hükmedeceklerini” düşündükleri devletler kurmaya çabalamışlardır… vicdan gibi, mantık ve fikir gibi ve hatta bakış açısı gibi göreceli kavramlar üzerine, ne inşaa edilebilir? ürkek bir toprağın üzerine temel kazsan dahi yapı kurulur mu? e o zaman toprağı sıkılaştırmak gerekir… sömürmek, bağlamak, sıkıştırmak gerekir insanları.. kimine gaz vermek, kimini bastırmak… homojen bir yapı elde etmek için ne gerekirse yapılmalıdır, eğer o yumuşak toprağın üzerinde yükselinmek isteniyrosa illaha… şahsen din ile devlet olmaz… toplumun ülke,devlet, millet olma ihtiyacı , sömürülmeye açık ve vicdana göre serbest bırakılmış yorumu kişiden kişiye, toplumdan topluma değişebilecek din kurallarına göre yapılamaz kanatindeyim… itiraz edenler, filistinde ölen masum insanların, göz yaşlarında ve akan tertemiz kanlarında haklılığımı göreceklerdir…

tüfek, mikrop ve çelik isimli kitap geldi şimdi de aklıma, neden o değilde öteki vs’yi inceler… okuyanlar bilir… 

iki din devleti iç içe, birisi filistin, diğeri israil… haritalarına üstden baktınız mı? virüs kapmış bir hücre gibi filistin devletinin haritası… içine aldığı patojeni ya da ajanı tarafından ele geçirilmiş ve dışa doğru patlayarak ölecek bir hücre gibi sanki… 

“türlerinizi sınıflandırmaya merak saldığım günlerden birinde sizin esasında bir memeli türü olmadığınızı gördüm” diyor matrix filmindeki ajan smith… “doğada sizin gibi davranan tek bir tür var” diyor ve ekliyor “virüsler”… 

ben insan olduğumuzu düşünüyordum :) belkide virüsler de insan bizim gibi düşünüyordur ;)

işte insanlığın nedense kutsal saydığı mabedlere takıntısı yüzünden iki din devleti birbirine girmiş durumda… amaçları dünyada insanların birbirine kulluk etmemesini öğütlemek olan ve tapılacak tek şeyin yaratıcı güçtür ve hepiniz eşitsiniz diye haykıran iki din nasıl olur da böyle zıt düşer? nasıl olurda birinde lazer güdümlü akıllı füzeler, diğerinde soba borusundan yapma çakar almazlar varsa öyle düşer…

işte insan, vicdani hürriyetlerini çeşitli zümrelere saflık içinde güvenerek bırakırsa böyle acılar yaşar ve yaşatır… din ile toplum yönetilemez demiştim, din bireyleri tek tek ele alarak topluma hitap eder… yani kişiden kişiye değişir ancak yine de teması aynıdır… devletlerin nötr olmasının gerekliliğini dinsizlik olarak görenler, din kardeşlerinin yaptıklarına ve çektiklerine baksınlar derim… ha ayrıca bir kaç yüz kilometre ötede bazı araplar ise gümüş ya da altın kaplama otomobillere binip, som altından tuvaletlere sıçmaktan da geri kalmıyorlar… bu da ayrı bir gerçek… yapma hakkı atma hakkı hepimiz din kardeşiyiz… kim kime bu hakkı veriyor?

hangi din, hangi yapı ya da hangi amaç dünyadaki, belkide bu kainatdaki en muhteşem şey olan “insan canı”ndan daha değerlidir? bu soruyu sormak bile abes… tabiki hiçbirşey…

işte ülkelerinin düzenini yıkıp yerine din devleti kurmak isteyenler, filistinlilerin çektikleri, israillilerin ise çektirdikleri azapdan ders alsınlar… ibret alsınlar… bu insan avı dursun… ama durmaz… doğaya aykırı düşen tek varlık yanşi bizler, tümden yok olmadıkça bu kan durmaz…

israiloğullarının soyundan gelenler, ibrahim oğullarının soyundan gelenleri avlamayı kendilerine görev bilmiş olacak ki, bu hastalıklı düşünce on binlerce yıldır belkide süre geliyor… böyle bakınca şaka gibi değil mi?

genetik mataryelleri %99 aynı olan insanlık sadece %1 lik şey için mi birbirni çete maymun sürüsü gibi öldürüyor?

belkide dünya zannettiğimiz kadar “yaşam” ve “akıllı” canlı dolu değildir… belkide o kadar körüz ki… bu evrende ölü tek gezegen dünya!

Reklamlar

Yeni Yıl Yeni Yazı” üzerine bir yorum

  1. DÜnyadaki toplumların insanlık adına yapılacak birşeyde bile ortak kararlar verememeleri. Gezegenin nekadar değersizleştirildiğini bize gösteriyor. Belkide en yakınımızdaki olaylara indirgeyerek baktığımızda bile bahsettiğiniz kargaşayı ve bencilliği görebilliyoruz. Toplumların menfaatlerinin yanı sıra aile içinde bile menfaatlerin nekadar ön plana çıktığını yaşayarak görüyoruz. Her yeni yıla birçok kişi dünya adına ve insanlık adına daha karamsar başlıyor. Herkesin aklından bizden sonraki nesillerin vay haline diye geçiyordur. Tarihi yazan ve yaşayan insanlar hep şunu söyluyor Tarih tekkerürden ibaret umarım insanlık için dahada acı tekerrürler olmaz. Yinede hergeçen yıl yorulan dünyanın yeni bir başlangıcı olması adına iyi seneler dilerim.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s