elin IKEA’sı ve bizim gecekondularımız

hehe ne iddialı bri başlık oldu yine :)  bakalım nereye bağlicam. esasında yine anlayana acıtıcı bir noktaya bağlıyacam da ondan yazıyorum. akılda kalmaz satırda kalır…

geçende ntvmsnbc’de bir haber gördüm, çinli bir mimarlık öğrencisi kira masraflarının altından kalkamadığı için kendisine bir oda inşaa etmişti.

07c01fd3a79266793c4c6f3e765d254a8dad02236bb0873dae3dbeac70c3645f819841437016a490

yumurtayı andıran bu kulübeyi yapan mimarlık öğrencisi genç, bir şehir projesinden ilham almış. fotoğrafları gördüğümde bu özünde bize göre gecekondu olan yapıda bazı şeyler dikkatimi çekti;

ilk önce farkettim ki bu yapıda acı yoktu.. acı, bildiğimiz acı, bunalım.. hani arabesk bir durum. tüm bunun aksine çinli öğrencinin yaptığı yapıda ölüme doğru acı dolu bir yol, kader bizi buraya sürükledi.. “köyden koptuk ekmek davasına bak nerelerde yaşanır haldeyiz ah ulan kader” vari bir yaklaşım yoktu. onun yerien neşeli cıvıl cıvıl günlere koşan masalsı bir yapı vardı. yaşam vardı.

yapıyı yapıp, derme çatma bırakmamaıştı. üzerimi örtsün dememişti. kendini yaşamdan soyutlayıp, şehir ormanının betondan ağaçlarının arasına kamufle etmemişti. fonksiyonel bir yapı kurup, üzerine çimen ekmiş, bu sayede bir neşenin yanısıra belki de biraz yalıtım da kazanmıştı. bu herşeyden bağımsız olarak kendine özgü bir yaşam tarzının dışa yansıması olarakta görülebilir elbette.

b643d28a25f5e141253c4b00330f4ad751c0f33ca96a200c9bea10243ff78c8b17f59d3040b75351
bu yaşam tarzı dışa yansımaları vs vs nin yanı sıra, bu güzel ve küçük kuş yuvası, yok yok insan yuvası ( hah bu daha doğru oldu ) üzerindeki minik güneş pili sayesinde enerji ihtiyacını karşılıyor. bu bile çok güzel bir detay. ha bir de tekerlekli bu yuva. tıpkı kemal sunal’ın gülen adam filmindeki gibi modern bir gecekondu bu.

onunda belediye zabıtası bir belalısı var mıdır acaba?

işte kısaca değindiğimi bu fikri arkadaşlarımla tartışırken aklıma neden bizim ülkemizde böyle şeyler olmuyor diye sormak geldi. bizde de mimarlık öğrencisi var, hatta paraya sıkışık olmayan öğrenci az. ancak bu çinli genç bir ev yapıyor ve yaptığı ev bir tarz yaratmakla kalmıyor ( bence tarz tabiiki ) üstelik dünyaya haber oluyor!

bizim gecekondularımız az önce değindiğim gibi acı dolu. hayatın içine kamufle.
neden geldim bu dünyaya diye bağırıyor. kendilerince, güya acı çekmemeye ve daha iyi bir yaşama kavuşmayı temsil ediyorlar ki bence hiçte öyle değil.. bence bu biraz tercih meselesi ,hem de görgü, kültür ve anlayış meselesi…

dünyadaki tüm gettolar, gecekondu mahalleleri benzer yapıda. hani edward norton’un oynadığı o rezil mi rezil hiç çekilmese daha iyi denilebilecek HULK filmi varya.. orada arjantin’de bir gecekondu mahallesinde saklanıyordu.. o manzaradan geldi tüm bunlar aklıma.. orası da istanbul’un ya da dünyanın her hangi bir yerindeki gecekondu mahallesiyle aynı görünüyordu… bezmişlik.. yapılırmı bu bize beaa diye bağıran fevri yapılar…

görgüyü nereden bulacak, kültürü nereden bulacak diye sormamak gerek. akıl insanın en büyük sermayesidir doğuştan gelen. bunu kavrayabilmek çevrene ve yaşam tutunabilmek için mimar olmaya gerek yok bence. yaşamı hep çile dolu bir yol olarak adledersen başkalarının yaptığ gecekondu dünyaya örnek teşkil edip ilgi toplarken sen müslüm babaaa diyerek kendini jiletler durursun! işte görgü ve anlayış kısmı burada… görgü.. tabiiki gördüğünü yapacak diyebiliriz değil mi? ah bu fevriliğe bulunan kılıflar.. ona da şöyle bir cevap vermek güzel olabilir.. ülkemizin nüfusu 75 – 80 milyon. çin’in nüfusu 1.5 Milyar! yani bu adamalrın kötü yaşam şartlarından bile kötü yaşam şartına sahip olan insan sayısı muhtemelen bizim ülke nüfusunun tamamından fazladır! belkid e on katıdır.. ve bu fakir ama akıllı gencin geldiği köy  ya da şehir de türkiyenin her hangi bir şehrinden pek ileri değildir…

işte bu bağlamda dedimki bizim mobilyacılarımıza bakalım. ne akdar mobilyacı, marangoz tanıdığm varsa hepsi kafa bir dünya gezen ve hatta bulundukları ortamdakn belki tinevrden baliden olsa gerek böyle leyla geziyorlar dedim.. sonra ikea geldi aklıma yahu e adamlar mobilya yapıyor dünay devi oluyor. insanalrın evlerine hayatlarına şekil veriyor… bizimkiler ağaç yontamıyor… bu neyin etkisi?

neden dışarıdakine gözümüz bu kadar kayıyor ve özgün olamıyoruz? kendi kurumumlarımız nedne kendi kimliklerini yaratamıyor da zaten yaratılmışları üzerine yorgan gibi çekiyor ve ayakları dışarıda kalınca o yorganın içinde büzüşüyor? sürer gider bu sorgulama…

en nihayetinde  başkasına böyle baktıkça, aa ne güzel yapmış deyip böyle hayıflanmayıp onu taklit ettikçe, gettolardaki sürüye  dahil olacaz.. en zenginimiz bile başka yerlerdeki zenginlerin gettosu olacak… mobilya deyince ikea, kot pantolon deyince levi’s içecek deyince coca cola diyecez.. gece kondu deyince de müslüm bubaaaaaağğ

elin IKEA’sı ve bizim gecekondularımız” üzerine 2 yorum

  1. Güzel bir konuya dikat çekmissin. Insanlarin daha da bilinçlendirilmesi gerekiyor. Cani gönülden Tesekkür ederim..
    Saygilarimla.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s