Birkaç Film

bu hafta izlediğm bir kaç filmi yazmak istedim.

ilki New York’da bisikletli kuryelik yapan gençlerin başından geçen; hafif polisiyemsi, temposu yüksek bir film olan Premium Rush.

Görsel

Başrolünde yıldızı son zamanlarda parlamaya başlayan joseph gordon levitt var. rolüne güzel gitmiş, ancak bayık gözleri ve hala bebek gibi kalmış yüzü ile film bir gençlik filmi olmaktan çok bir disney filmine yakın durmuş :) konu yer yer hızlı ama fazla zekiice değil ve aksiyonları hah budur dedirtmiyor. ha izleniyor mu, izleniyor. eğlence faktörünü yerine getiriyor. kafa dağıtmak, film bana hiç bişey katmasın, günlük stressimden uzaklaşayım, biraz new york göreyim diye düşünüyorsanız bu film izlenmeli.

bir diğer film ise yapımcılığını ve başrolünü bradley cooper’ın üstlendiği “the Words” bizdeki adıyla Çalıntı Hayat.

film iç içe geçmiş bir kaç hikayeyi barındırıyor, izlemesi ve anlaması çok kolay. hikaye basit ve olabildiğince sıradan. aynı konuya sahip bir kaç film daha sayabilirim. aynı konuyu aynı şekilde işlemesi bir yana, bu filmin 90’larda çekilmiş versiyonları bile ( versiyon diyorum düşünün o kadar benzer ) daha özenli bir anlatıma sahip. hadi herşeyi geçtim, sıradan bir soft sephia efekti ve “nostaljik” sokaklarda iki görüntü çekince kendilerini dönem sahnesi çekmiş saymaları bile bir itiraz meselesi bence. koskoca jeremy irons kendini ziyan etmiş olsa da bu filmde, bradley cooper’ın gayreti göze çarpıyor. bence daha güzel filmlerde kendini gösterecek. gerçi bu filmle bile “ha bu eleman varsa filmi izlenir” dedirtecek türden bir sinema sanatçısı olacağının sinyallerini veriyor…

neyse ki bu haftasonu izlediğim filmlerden Robert Zemeckis’in yönettiği ve başrolünde Denzel Washington’ın yeraldığı “Flight”  bence en dişe dokunur olanı. neyseki diyorum çünkü sen de mi bre Zemeckis diye hayıflanmamayı ümit etmiştim. neyseki ümidim boşa çıkmadı, tam çıkacak gibi oldu ama yine de antropozun etkileri bu filme pek yansımamış ( bkz, bir tek namaza sarılmadığı kalan ridley scott örneği ) diye sevindirdi. malum yaşlanan eski efsane yönetmenler bir bir dökülüyor ( james cameron dışında adam yıllandıkça coştu )

Görsel

film, etkileyici bir uçak kazası sahnesiyle başlıyor. sahne iyi, etkileme faslını yerine getiriyor. daha sonrası kopukluklar, gereksiz uzatmalar içerse de bu hafta sonu izlediğim seyirliklerden en izlenebilir olanıydı. kesinlikle sinemada bir kere izlemiş olun. uçmaktan korkuyorsanız korkunuzu biraz daha arttırabilir, uçmaktan korkmuyorsanız bu korkuyu size yaşatabilir belki ( hala korkmuyorum o sahnelerde bile gerilmedim sanırım bendeki rahatsızlık başka boyutlarda, herneyse )

bu filmin bence en güzel yanı, insanların anlamadıkları şeyleri “Allahtan işte” diye kestirip atmaya meyilli oluşlarındaki yanlışlık, bilinmeyen herşey “Allahtan” deyip kadere, kısmete bağlamalarını eleştriyor oluşu. Eğer bir şeye “bu Allahtan” diyecekseniz, aslında eskidiği halde değiştirilmeyen bir cıvata yüzünden oluşan kazadan kurtuluşunuza ve o civatayla nasıl yere indiğinize değil, alkolik bir pilotun, o anda, mili saniyelerde nasıl doğru aygıtları çalıştırma kararı aldığına denmeli diye yönlendiriyor izleyicisini. film ayrıca alkolikliğin ve türlü madde bağımlılığının bir kariyeri, işinde son derece başarılı ve yetenekli bir kişinin hayatını mahvedişine de derinden değiniyor. özellikle gençlerin izlemesini çok tavsiye ettiğim bir film. yılların oyuncusu ve johnny goodman ise daha etkin kullanılabilirdi bu filmde onu da eklemeden geçemeyeceğim.

işte böyleyken böyle :)

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s