Teknoloji Moda ve Nokia N9 | Gözden kaçan kalite

Bu telefonun modası geçeli 2 yıl oldu neden şimdi böyle bir yazı?

“moda” kavramı teknolojiye daha uyumlu olmaya başladıkça harcamalarımız hızlanıyor; daha yeni, daha hızlı, daha üstün olan ne varsa onu satın almak için çırpınıyoruz.

hani cem yılmaz diyor ya adamın elinde ay’a gidilecek teknoloji var, daha fotoğraf çekemiyor diye ( sosyal ağlarda dolaşan esprili grafikler de var bununla ilgili ) hah bu da o misal. bankaların wap sayfamızı açtık reklamlarından sonra, mono ekranlı waplı gprs’li cep telefonlarının satışlarında patlama olmuştu bir zamanlar. hatta biz teknik servislerde çalışırken nice insan ” kardeş, şunun vapını açsana yav” diye bize gelmişti. ne yapacaksın sen bunun vapını mapını diye sorduğumuzda ise ” olsun, dursun belki lazım olur ” cevabını alıyorduk :)

mono ekran, melodi özelliği ( hele bir de yerel türküyü zil yapabildi mi sımsıcak oluyordu elindeki telefona ) belki titreşim ( eğer o özelliği yoksa, titreşimli pil taktır ) hepsi bu. alo diyordun, sms atıyordun. ha gidip bir cep telefonu servisinde içindeki ledleri değiştirtip telefon çaldığında mavi renkte yanmasını sağlıyabiliyorsan, süper havalısın.

önceleri sms bile atamayan bu teknolojinin “moda ” olmasıyla, damlalıktan damlalar düşmeye başladı. sms at, melodi çal, kendin bestele, aha küçüğü çıktı, aha plastik kapaklısı çıktı, oy polifonik aha da renkli ekran, yok fotoğraf çekeniydi… geldik bu günlere. 20 yıllık bir zaman dilimi.

ne kazandırdı bize? yani 20 yıl önceki cep telefonuyla şimdiki cep telefonu en nihayetinde ne farklılık kattı bize. sadece yolda yürürken alo diyebilmek.

ha facebook, instagram, twitter ıvır zıvır ile haşır neşir de olabiliriz artık ama toplam fayda da hala bize alo dedirtiyor başka bir numarası yok. e o zaman bu samsung, iphone sahibi olma yarışı neden? :)

şahsen iPhone’a negatif bir lafım yok, piyasaya sürüldüğü 2007 yılından itibaren olaya bir “tarz” getirdi, telefon tasarımları iPhone’dan önce ve sonrası diye ikiye ayrılır şüphesiz. fiyatı ya da sunduğu fonksiyonlarına bakıldığında hepsi aslında olması gerektiği gibi.

öncelikle bir iPhone’a sahip olduğunuzda efsanevi bir girişimci olan steve jobs’un ön görüsünü algıladığınızı deklare eder ve yine efsanevi tasarımcı johny ive’ın çığır açan tasarımdaki bir ürünü elinizde tutarsınız, tarzınız olur.

tarz. sanki steve jobs ile kankasınızdır, johny ive da taktir ettiğiniz bir tasarımcıdır o anda. yani çinde ki iPhonu üreten fabrikada neredeyse köle olarak çalıştırılan, fabrikada yatıp kalkan, çalışma şartları yüzünden patır patır intihar eden foxcon işçilerini sallamıyorsunuzdur. evrimin sol taşağısınızdır. en üsttesinizdir. gerisi demogojidir ;)

bu tarz bir modayı yaratıyor ve o süslü şeyden, fiyatı, görünümü ve üzerinde olan rağbeti ile sahibini “havalı” kılan şeyden sizde de olmalıdır.

bu nedenle muhtemelen iPhone sahiplerinin %99’u onu bir güdülenmeyle almıştır. steve’di johny’di o ne la? kim ola ki? ;) çin de mi üretiliyor işçi mi ölüyor ona gelene kadar ohooo… adam sabah kahvaltıda ne yediğini unuttu hatta onu sıçtı bil edemin. hatırlamadığı şeyi.

tıpkı ben iPhone alacağıma Galaxy s bilmem ne alırım aga diyenler gibi. donanımı her zaman iPhone’dan daha yüksek, daha yetenekli daha bilmem neli telefonların başında gelir. tercih edeni de az değildir. daha geniş ekran, daha hızlı, daha “akıllı” kimine göre daha güzel, daha kaslı, daha güçlü… üzerindeki işlemci gücü benim 1998 yılında sahip olduğum pentium 3 450 mhz iç hızı 100 MHz’lik  bilgisayarımın neredeyse tam 6 katı ( performans bakımından ise belkide 100 katı ) peki ne yapıyoruz biz bu telefonlarla? en temel olarak alo diyoruz. başka? ben bu işlemci gücündeki bir telefonu alıp da üzerinde resim çizeni ya da proje geliştireni ( işlemcisini gerçekten kullandıracak işlemler dizisi ) vs görmedim. gördüğüm hemen herkes ya angry birds veya benzeri bir oyun oynuyor ya da sosyal ağlarda geziyor. bu ne bolluk? piuuu…

yani sen elindeki günümüz laptop / desktoplarıyla yarışır işlem gücünü elinde tut ve buna sahip olmak için yüzlerce ve hatta binlerce lira/ emek harca anca facebook’da poke :) bence büyük israf. ha tarz peşindeysen dediğim gibi al bir iPhone bir tasarım ekolüne sahip ol. onla da facebook bununla da facebook.

haaa işlemcisi azmış bunun diye bi laf duymamak için hep bunlar. sidik yarışı. daha uzağa işeyeyememe korkusu. tercih ve takdirde eksik kalmak endişesi.

tıpkı ilk paragraflarda anlattığım, hiç kullanmayacağı wap için bize gelen”vapı açık kalsın belki lazım olur”cu lar gibi olmak.

tüm bu yazdıklarımda bu telefonlara sahip olup onları çatır çatır kullanan, bilgisine bilgi katıp, gününü kolaylaştıran nice arkadaşımı tenzih ederim. o telefonlardaki işlem gücünü öttüren arkadaşlarım var. onlara uygulama yazan, hatta evini  elektronik olarak bile bu işlem gücüyle yönetebilen. gurur duyuyorum.

benim derdim olayın modasıyla. dert de denilemez, eleştirel bakış diyelim. hepten karşı değilim.

sonuçta moda talebi doğuruyor, taleb de arzı, arz da bir savaşta düşmana galip gelmeye çalışan karşıt taraflar misali en yeni teknolojiyi doğuruyor. bu bir savaş…

ellerinde dünyanın bilgisine sahip cahiller ordusunun savaşı. ya da sıfır kontör ile ücretsiz servislerden yararlanıp iPhone cakası satmaya çalışan tiplerin :)

7 küsür milyarlık insan nüfusunun 4 milyarının tuvalete ve temiz suya erişiminin olmadığı dünyamızda 2-3 milyarlık bir nüfusun cep telefonu ( çoğu akıllı telefon ) ve mobil internet erişimi var. bu önümüzdeki 10 yılda eminim daha da artacak. sıhhi ihtiyaçlar ve temiz su ihtiyacı da katlanarak artarken, telefona erişim oranı bir o kadar daha artacak. götü boklu smartPhone’lular  olacak yani :)

hayır olay akıllı telefona sahip olmak olmamak durumuna dönüşmesin bu yazıda, olay o değil. olay ihtiyacımız olduğunu sandığımız şeylere daha da bağlanmak. geri kalmışlık sendromu yaşamak ya da yaşamamak.

pekii bu süre zarfı içinde ben ne kullandım da böyle milletin tercihlerine laf atıyor ve hatta küstahlıkta bulunuyormuşum gibi görünüyorum. hiçte bile sataşmadım. gözlemlerimi söyledim ;)

bunca zaman bir çok telefonu test ettim, kullandım vs. iPhone da kullandım kurcaladım, samsung Galaxy’ler, LG’ler ve hatta Philips bile :) ha hiç birine para vermedim, kullanmalığına neymiş ne değilmiş öğrenmeliğine. hepsi arkadaşlarımda da var zaten.

elbette iPhone sahibi olabilecek bir emek gücüm var ama “henüz o kadar zengin değilim” der dururum. benim işimi yıllarca şu emektar telefonum gördü.

Görsel

nokia e63. bu da zamanının akıllı telefonu 2009’da almıştım. daha bir kaç gün öncesine kadar da kullandım. üzerinde bir instagramı, türlü oyunları yok ama her işimi gördü. ihtiyaç duyduğum her işimi.

ama artık bilişimle ilgili birisi olarak değişen standartlara uyabilmek adına tercihimi yine bir nokia’dan yana ve hatta mühiş donanımı ve estetiğine rağmen piyasada rabet görmemiş ve raflardan silinmek üzere olan bir modeli, N9 aldım.

Görsel

iPhone’dan sonra çıkan her telefon gibi bu da bir iPhone Killer diye çıkmıştı hatırladığım kadarıyla ama bu işin meraklıları ve az bilgilileri hemen eleştiri bombardımanına tutmuşlardı N9’u. Nokia nasıl böyle bri adım atardı ki. sorun üzerindeki işletim sistemi ile ilgiliydi.

2010 Yılı’nın son çeyreğinde duyurulan ve 2011’de raflardaki yerini alan MeeGo işletim sistemine sahip N9’a Nokia neden android kurmamıştı. saçmalamış ve yazık etmişti. aslında bu donanımdaki ve kalitedeki bir telefon için gerçekten de pek dorğu görünmeyen bir karardı ve bu telefonun üretimi ve işletim sisteminin geliştirilmesi neredeyse telefon raflardaki yerini alır almaz durdu.

satışları neredeyse yok denecek kadar azdı ( o yüzden stokları erimekte olsa bile hala raflarda )

Bu telefonu satın almamdaki en büyük neden, donanımı ve kalitesi. ekranının grafikleri gösteriş güzelliği. kullanım kolaylığı vs vs diye de devam edilebilir. hatta ekranın çözünürlüğü ve algılanabilirliği o kadar net ki, amoled ekranın hakkın bence ancak bu telefonda bu kadar iyi yansıtılabilmiş. siyah gerçekten siyah ve kontrast bir harika.

bombeli gorilla cam ile bütünleştirilmiş menü kullanımı müthiş. ergonomi had safhada. performansı bakımından bu işletim sistemi ve telefonu tasarlayanların donanımı en iyi şekilde kullandıkları açıkça belli. kullanmaya başladıkça daha da sevdim. fotoğraf kalitesi, ses kalitesi bence oldukça yerinde.

MeeGo da aslında Android gibi linux temelli bir mobil işletim sistemi. yani bu telefona istersem android de kurabilirim ama bu sefer performans ve ergonomisi bozulur.

o yüzden bu telefonun işletim sistemini geliştiren mühendislerin geliştirdikleri SailFish isimli MeeGo’un ileri sürümünün çıkmasını bekliyorum. böylelikle ergonomi korunurken android işletim sisteminde çalışan uygulamalar da telefonumda rahatça çalışabilecek.

tabii aklıma en önde gelen linux sürümlerinden UBUNTU’nun yakın bir gelecekte çıkartacağı mobil sürümü de gelmiyor değil hani.

piyasaya çıktığı andan itibaren silinmeye mahkum gibi görünen, 1500 liralık fiyatı günümüzde (sıfırı) 550 lira civarına düşmüş 2 yıllık bu kaliteliteli alet şimdi geleceğin en iyi sistemlerini bana sunabilme güzelliğini ucuza yaşatıyor. şu haliyle de her işimi görürken, geliştirilebilirliği ile bana uzun bir süre hizmet edecek.

sidik yarıştırmanın zararları ile kar zarar dengesini optimize kurabilmenin yararları burada olsa gerek ;)

sailfish ya da ubuntu mobile kurduğumda haberdar ederim…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s