Benzin 5 Lira mı olmuş?

benzine zam gelirse herşeye zam gelir. şekere, una.. gaza.. tuza.

herşey ne kadar da birbirine bağlı, serbest piyasada alım gücünü belirleyen faktörlerin en önde gelenlerinden benzin ve fiyatı.

ülkemiz hiç şüphesiz dünya’nın en pahalı benzinini kullanan ülkelerinden biri. bu pahalılık içinde bir de çelişki barındırıyor. bu çelişki petrol üreten ülkelerin hemen yanıbaşında oluşumuzdan kaynaklanıyor.

bulunduğu coğrafyada petrol olmayan ve ya petrolün / benzinin vs’nin nakliyatının zor olduğu bir çok ülkeden bile pahalıya alıyoruz.

tabii ki bu bizim siyasilerin beceriksizliğinden tutun da, uluslar arası güçlerin çeşitli ayarlamalarına kadar dallanıp budaklanan karmaşık bazı olayların sonucunda böyle oluyor. buraya yazmaya gerek yok çünkü bu döngüyü hemen herkes her gün konuşuyor. Amerika şöyle, hükümet böyle vs vs diye…

hemen herkes de aslında bir kıyısından haklı kendi savında.

peki şekere, tuza, una ( aslında zaruri ihtiyacımız olmayan ) bu besinlere olduğu kadar kişisel olarak bağlı mıyız bu benzin denen “meret”e…

evet öyleyiz.

öyleyiz çünkü nasıl çayı şekerli, çorbayı ekmekli tüketmeyi tercih ediyor ve tüm bu gün içinde dikkat etmediğimiz, sorgulamadığımız alışkanlıklarımızı bırakmıyor, bağımlı kalıyorsak. evet, benzine de bağımlıyız.

hemen ardından şu mu sorulabilir; çay şekersiz içilir, çorba ekmeksiz yenir ama bir yerden bir yere benzinsiz gidilmez!

gidilir…

yürünür…

koşulur…

bisiklete binilir…

toplu taşıma kullanılır ve hatta böylelikle trafikteki araç sayısı da azalır.

trafikteki araç sayısının azalması. kulağa ne hoş geliyor değil mi… az araba nüfusu. az nüfus.

evet, hayvanlar gibi üremeyi bırakıp, ülke kaynaklarını ve geleceğini ilgilendiren bir çok konuyu göz önünde bulunduran nüfus politikası geliştirerek de benzine gelen zamndan etkilenmemeyi uzun vadede başarabiliriz. hatta bu sayede, işsizlik, vasıflı / vasıfsız eleman dengesizliği, gelir dağılımı adaletsizliği de engellenebilir. herneyse dahası başka bir blog konusu olsun ;)

peki ya başka?

bence elektrikli arabalar.

örneğin tesla model s.

e çok pahalı?

sen de ucuzunu üret!

hem steampunk vari sanayii devrimini kaçırdığın gibi bu elektropunk sanayii devrimi kaçırmamış olursun ;)

ne klişeler saydım ama… ekmek bulamazsanız pasta yiyin demişim gibi oldu.

hiç de öyle değil.

ülkemizde Renault tarafından da üretilen elektrikli araçlara her değerimize ve varlığımıza baktığımız yabancı gözlerle bakmamak ve benimsemek gerekir. çünkü bu sanayii ülkemizin dünya teknoloji devi olmasına ve siyasi/ekonomik olarak tam bağımsızlığını sağlayabilir.

önce bu araçların aslında menzil sorunu olmadığını gösteren en başarılı örneklerden biriyle başlayalım.

Tesla Motors‘un Model S’inin batarya değişim gösterisini izleyelim.

[youtube:http://www.youtube.com/watch?v=H5V0vL3nnHY%5D

90 saniyede otomatik olarak full batarya değişimi yapabiliyor ve normal bir araba benzin deposunu dolduruna kadar bunu iki kere yapabiliyor! üstelikbedava veriyor! e hani benzin 5 lira olmuş litresi felan? bu araba da o sıkıntı yok. gerçi parayla olsa da sorun değil, bu araba’nın tüm bataryası Amerika’da 5-6 liraya şarj oluyor.

sen litresine 5 lira ver adam depo fullesin ;) e orası amerika orada olur diyenler varya hah ben sizi ta aklınıza şaşayım!

Tesla Motors’un kuracağı yaygın istasyon ağı ile hemen hemen 300 mil’de bir bu batarya değiştiren robot istasyonlardan olacak. yani adamlar aşağı yukarı 5 liraya 300 mil metrekare gezebilecekler. yanlış mı hesaplıyorum acaba? bilemiyorum.

diyelim ki yanlış hesapladım, hiç sorun değil. yine benzinden daha ekonomik olacağından eminim. ayrıca daha da temiz!

hatta burada çok über dindar insanlara şunu hatırlatmak isterim, hani haktan hukuktan devamlı dem vuranlara…

içten yanmalı motorlu araçlarınız, yani o sahip olduğunuz benzinli, dizelli, lpgli yani bir yakıtı oksijen sayesinde yakarak hareket eden arabalarınız var ya. hah o çok kutsal saydığınız ama aslında ne olduğunu hiç mi hiç anlamadığınız kul hakkından yiyor haberiniz olsun. her insanın, her canlının nefesinden çalıyor. hem de iki kere.

o içten yanmalı motorlu araçlarınız yakıtı yakmak için önce oksijeni içine çekiyor ( bu yenilen 1. hak ) yani dünyadaki tüm canlıların hakkı olan temiz havayı yakmak için haznesine alıyor ve sonra onu yakıt ile reaksiyona soktuktan  ( yani yaktıktan ) sonra, egzost borusundan zehirli gaz olarak çıkartıyor ( bu da yenilen 2. hak )!

hiç bu konuları düşünmemişlerdir eminim, onlar saç teli, göt kılı gibi daha ulvi konuları tartışa dursun ;) hatta it gibi üreyip 3 de yetmez 5 çocuk yapsın… it hayvanından da özür diliyorum :)

Konumuza geri dönelim. Tesla ayrıca güneş enerjili şarj istasyonları ağı kurup, enerjiyi de daha temiz üretmeyi hedefliyor.

Görsel

havayı kirletmeyen, oksijen tüketmeyen, daha ekonomik, daha sessiz ( hatta hiç sesi yok ) ve temiz otomobiller. ( ayrıca motor torku da daha yüksek ) Tesla’nın herhangi bir arabası, ilk kalkış ve hızlanışta bir porsche 944 carrera’dan daha hızlıdır ;)

biz neden yapamayalım? Renault sıfır emisonlu ve %100 elektrikli otomobillerini bizim ülkemizde, bizim teknisyen ve mühendislerimizle üretirken bu devinimi neden millileştirmeyelim?

ülkemiz güneş, rüzgar ve dalga enerjisi bakımından oldukça verimli bir coğrafyadadır. bir enerji koridorunun tam ortasındadır. kendi üreteceğimiz güneş enerjisi panellerini tüm apartmanların çatısına kurduğumuzda eminim her dereye HES kurma ihtiyacımız kalkacaktır. yerel floralarımız, yerüstü ve yer altı kaynaklarımız ve hatta tarihi eserlerimiz kurtulacaktır.

karadeniz, marmara ve çanakkale boğazlarına kurulacak dalga ve akıntı jenaratörleri ile ağır sanayiimiz için gerekli enerji kesintisiz ve oldukça rahat karşılanabilecektir. toroslar, karadeniz dağları ve ağırlıklı olarak çanakkale bölgesine kurulacak rüzgar enerjisi santralleri ile de enerji ihtiyacımızı destekleyebilir, böylece ekolojimiz korunduğu gibi temiz enerji üretiminde bir dünya markası oluruz. şehir planlamamız değişir, daha temiz ve güzel görünümlü bir yerleşim sistemine geçerek o hayran kaldığımız “avrupa sokakları”nı kıskandırır hale gelebiliriz. bu da Dünya’da bir akım başlatarak tüm insanlığın silkelenerek kendine gelmesine neden olabilir.

ha insan aptaldır orası ayrı tartışma konusu ;) illaki bir rahatsızlık ister… işte tüm düğüm de bu.

en nihayetinde çorbayı aslında ekmeksiz yiyebileceğimiz gibi, arabayı da benzinsiz sürebiliriz.

o çelişkiler de biter gider. mesele tercih meselesi. ekmeksiz çorba içtiğimde doyduğumu anlamıyorum dersen, göbek yaparsın. benzinsiz araba surduğumu tahayyül edemiyorum, benzinsiz bir dünya sadece hayal dersen de böyle litresine 5 lira diye çığırır durursun ;)

temiz bir dünyayı topluca tercih edeceğimiz günlerin gelmesi dileğiyle…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s