Mona Lisa’nın Elması

La Gioconda veya La Joconde olarak da bilinen Rönesans devri’nden bir şaheser olan Mona Lisa, Leonardo DaVinci tarafından yapıldığında, bulunduğu çağa ve ötesine kadar uzanan bir etki yaratmış; Rafael’den Michelangelo’ya, Dali’den Picasso‘ya nice sanatçıya ilham kaynağı olmuştur şüphesiz.

Resim

1911’deki Louvre soygununda, Mona Lisa’yı çalmakla suçlananlar arasında Kübizm’in ünlü ressamı Pablo Picasso’da vardı dersem, bu muhteşem tabloya duyulan hayranlığın ve takıntının boyutlarını biraz olsun anlatabilmiş olurum sanırım :)

Resim

Picasso gibi başlı başına ilham kaynağı bir sanatçının bu tabloya takıntısının boyutları, O’nu böyle bir soygunda baş şüpheliler arasında sokmaya yetecek kadar ünlüymüş demek ki.

Belki de Mona Lisa’nın içinde barındırdığı gizemlerden biridir bu takıntı yaratma gücü, kim bilir?

Mona Lisa’daki bu tılsım, sanatı olduğu kadar bilişim sektörünü de çok etkilemiştir.

Bu etkilerden biri 1978 Yılında California’da doğan bir bebek ile bir kere daha kendini göstermiştir.

Annesi Chrisann Brennan tarafından, doğum yeri San Francisco’da büyütülmüş, yıllarca öz babası tarafından red edilmiştir.

Bu yok sayılma yılları sadece bir kere sekteye uğramış, kendisini kabullenmekte zorlanan babası konu isim koymaya gelince birden aslan kesilmiş, tüm red edişlerini kenara bırakarak bu minik kız çocuğunun adının “Rainbow” olmasına ısrar eden anneye karşı çıkıp, red ettiği kızının adını “Lisa” koyulmasında ısrar etmiştir.

İsminin Lisa olmasında ısrar ettiği ama kendisinden olmadığını savunarak varlığını red ettiği kızın babası, Mona Lisaya tutkuyla bağlı Picasso’dan, Leonardo’ya, Dali’den daha bir çok modern ve eski sanatçıya hayranlık duyduğu şüphe götürmeyecek olan Apple‘ın kurucusularından Steve Jobs‘dan başkası değildi.

Jobs, reddettiği ama isim babası bari olayım dediği kızı Lisa büyürken, Apple 2 projesinden sıkılmış ve yeni bir proje yaratmıştı. Bu projenin adı da “Lisa“ydı.

Resim

Yeni ürettiği bu projedeki bilgisayara Lisa adını kızından esinlenerek verdiğini red ediyor, bunun böyle olduğunu iddia edenlerle çok kötü tartışıyordu.

Tabii belki de Mona Lisa’nın tılsımıydı bilemiyoruz :) ancak Steve Jobs’ın aklı o günlerde oldukça dağınık olacak ki, bugünlerde hemen herkes tarafından bilinen mükemmeliyetçiliği o günlerde pek işlememiş ve Lisa projesi tam bir başarısızlık ile sonuçlanmıştı.

Bu başarısızlık Steve Jobs’ı kurucusu olduğu Apple bilgisayarda çok zor bir pozisyona sokmuş, tabiri caiz ise okulda uzaklaştırma cezası almış serseri bir öğrenciymişcesine, kıyıda kalmış Macintosh projesine sürülmesine yol açmıştır.

Lisa projesinden kendince dersler edinen Jobs, Macintosh projesine var gücüyle asılmış ve ortaya bugün bir kült olan bilgisayar seriisinin ilk örneğini ekibiyle ortaya çıkarmıştır.

Resim

Ne yazık ki Mac. beklenen satışı yapamamıştır ama bir devrimin en büyük dalgasını yaratarak, bilişimin sıradan insanların dünyasına girişini büyük ölçüde hızlandırmıştır.

bu küçük akıllı kutu, yüz yıllarca süzüle gelen bir estetik anlayışı ile bilimin buluştuğu bir noktadan kullanıcısına gülümsemişti.

Var oluşuyla Apple, Rönesans ile başlayan batı aydınlanışının halen sürdüğünün bir göstergesi olmakla beraber, yine Rönesans’dan beri halk cephesinde yaşanan belki de en büyük devrim niteliğine Mac. ile kavuşmuştu.

Ancak kapitalist dünyada para etmeyen devrim, kar sayılmıyordu ;) ikinci büyük hırçınlık olarak, bardağı taşıran son damla gibi görünen Mac. ve beraberinde getirdiği mali başarısızlık, Steve Jobs’ın Apple’daki günlerini bitirdi.

Apple’dan kovuluşu her ne kadar onu çok üzse de, Steve Jobs sanki “eeeh başlarım lan epılına mepılına, sıradaki gelsin” dermişcesine ikinci firması olan “NeXT“i kurdu :)

Resim

NeXT o kadar başarılı oldu ki, Jobs’ın kovuluşu ardından sanki süper kahramanını kahbetmiş gotik bir şehirmişcesine düşüşe geçen Apple’dan bile başarılı oldu. Çok da geçmeden Apple’a geri davet edilen Steve Jobs, ayrılık yıllarında daha da olgunlaşmış ve gerçekten kar ettirecek ürünler geliştirmişti. Os X in de ilk temelleri NeXT’de atılmış, Jobs’ın Apple’a dönüşüyle de hayat bulmaya başlamıştı.

Bu süre zarfında ayrıca Steve, kızı Lisa’yı evlatlığa kabul etmişti. Apple’a döndüğünde ise ilk işi Mac. projesini hayata döndürmeye çabalamak oldu.

Bu çabanın sonunda ise yine tasarımıyla olay yaratmış, saydam ve renkli kasalı eMac.’ler doğdu.

Apple’ın yeniden doğuşunu simgeleyen eMac. seriisi bilgisayarların içinde bize tanıdık gelen bir yüz gülümsüyordu.

Picasso’nun tutkusu ya da Mona Lisa tılsımı ve ya Rönesans’a duyulan hayranlığın bir yansıması bekide.

Bu, Os X de çalışan “Finder” isimli bir programın başlatma butonuydu.

Resim

Finder’ın simge tasarımı, tartışmalara yol açmış. Picasso tablolarından çalıntı olduğu iddiası ortaya atılmıştı…

Steve Jobs’ın bu suçlamalara hiç kulak asmadığı görülmüş, üstelik yavuz hırsız ev sahibini bastırırmış misali “ iyi sanatçı kopyalar, daha iyi sanatçı çalar ve biz iyi fikirleri çalmaktan hiç utanmadık ” sözünü tekrarlamış durmuştur.

Macintosh seriisi bilgisayarlar var oluşuna neden olan deneyim, sanat, bilim ve türlü nedenlerle birlikte süregelen evrimini devam ettiriyor. İçinde Rönesans’ın devrim ruhunu, sanat akılmlarını ve belki birazcık da Mona Lisa’nın tılsımına dönüşen tutkuyu barındırıyor.

Bu sene 30 yaşına giren Mac. seriisi, piyasaya sürüldüğü her yeni versiyonu ile endüstriyel tasarımcılara ilham kaynağı olmaya devam ediyor.

Resim

:) 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s