Yeni Gezegenimiz Kutlu Olsun!

İnsanlık olarak kibir bizim işimiz. Bir şeyleri kurcalamaya ve öğrenmeye başladığımızda, her bilgi kırıntısını çoğu zaman zirve olarak kabul ederiz.

Bu kibir dolu zirve kırıntılarına kendi güneş sistemimize dair bilgilerimiz de dahil görünüyor üstelik!

Voyager ve Pioneer uzay sondalarından başlayarak; daha bir çok yeni araştırma aracı ile kendi sistemimizin sınırlarını geçtik, güneş sistemimizdeki gezegenleri ve onların uydularını tek tek fotoğrafladık. Kiminin gezegen olmadığını, kiminin de asteroid olmadığını öğrendik. Ay’a çıktık. Mars’da yürüyen robotlarımız oldu. Jüpiter’in atmosferini, Venüs’ün yüzeyini gördük. Titan’ın coğrafi olarak dünyamıza ne kadar da benzediğinin fotoğraflarını çektik vs vs…

Hubble ve Kepler teleskopları başta olmak üzere, yerdeki ve gökteki birçok elektronik göz ve kulak, bize binlerce dış gezegen buldu. Başka galaksilerdeki başka gezegenleri de buldu. Hatta yaşama elverişli olabileceğimizi düşündüren, heyecanlanıp Dünya 2.0 diyebileceğimiz başka gezegenler vs vs… Çoğu da bilmem kaç ışık yılı uzaktalar.

Ancak gel gör ki, astronomik olarak burnumuzun dibi sayılacak bir mesafedeki, devasa kütleyi yani güneşimizin çevresinde dönen kocaman “şey”i daha yeni buluyoruz!

planet-9-1

Bu araştırmalar sayesinde, Kuiper kuşağında sonlandığını düşündüğümüz güneş sistemimizin sınırı aslında çok daha geniş olabilirmiş onu görüyoruz. Daha güneş sistemimizin harikaları bitmemiş. Onu sandığımızdan daha az tanıyoruz.

Caltech üniversitesi bilim insanları, Kuiper kuşağındaki gök cisimlerinin yörüngelerini gözlemlediklerinde, buraya devasa kütleli bir “dış” cismin etki etmiş olabileceğini düşünmüşler. Biraz daha araştırdıklarında, bunun devasa kütleli bir gezegen olma ihtimali doğmuş. Hem de güneşin etrafındaki bir turunu atması ( yani bir yılı ) 15000 dünya yılı sürüyor.

Belki de insanların (aralarında ben de varım) sıklıkla dalga geçtiği ezoterik hikayelerdeki, Planet X, Marduk vs de budur.  Hala Jupiter ve Mars gibi mitolojik isimler kullanıyorsak kendi “iç”gezegenlerimize, belki de bu gezegene o ezoterik isimlerden birini vermeliyiz, bu gezegeni çıplak gözle görmüş olabilecek insanlara saygı amacıyla.

İsminden ziyade, bu gezegenin güneşe yaklaştığında alacağı hali merak ediyorum. uzaktaki donmuş haldeki yapısı, yakınlaştıkça alev alan bir atmosfere mi sahip kılıyor onu, ya da devasa kütlesi Jupiter ile bir hizaya geldiğinde bizi ne şekilde etkileyebiliyor?

(şahsen umarım bir karadelik türü değildir)

Tabii muhtemelen bu olası yakınlaşmalar bizim şu anki ömrümüz boyunca olamayacak ve hatta belki de insanlığın tümden varoluşu bile bunu görmeye yetemeyecek. Ama olsun, yeni gezegenimiz kutlu olsun!

http://www.sciencemag.org/news/2016/01/feature-astronomers-say-neptune-sized-planet-lurks-unseen-solar-system

http://mashable.com/2016/01/20/new-solar-system-planet-nine/

http://www.caltech.edu/news/caltech-researchers-find-evidence-real-ninth-planet-49523

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s