Independence Day 2

Independence Day filmini 20 yıl önce sinemada izlemiştim, oldukça etkilenmiştim. Zamanı için kesinlikle iyi bir filmdi.

Ağır Amerikan milliyetçiliği altında, bilişim teknolojilerinden çevreciliğe bir çok konuda gönderme yapıyordu. Tabii ortak düşman karşısında tüm insanlığın kenetlenerek gerçek bir sorunun üstesinden gelmesiyle de, dünya barışı göndermesini, savaşların anlamsız olduğunu vs vs vurguluyordu felan filan.

Bugün ise ikinci filmi tam yirmi yıl sonra yeniden sinemada izlemiş olmanın enteresan duygusu içindeyim. Filmi izlerken, 1996 yılını düşündüm. O gün bana 1976 yılı ne kadar uzak ise, bugün de bu filmi izleyen gençler için 1996 yılı o kadar uzak. Bana ise dün gibi ve o gün doğan çocuklar bugün 19 – 20 yaşında :)

buradan sonrası spoiler içerir

İşte yapımcılar da öyle düşünmüş olacak ki, filmi bu millennial kuşağına göre hazırlamayı uygun görmüşler sanıyorum.

independence-day-resurgence-2016-VJ15

Olay kısaca şu;

Dünyalılar uzaylı teknolojisini kendilerine uyarlamayı başarmışlar ve bu teknoloji dünyaya barış getirmiş. Tüm dünya birleşmiş milletler gibi bişey olmuş görünürde.

Herkese bir güven ve iyimserlik çökmüş durumda. Ama yine de ne olur ne olmaz bunlar yine gelir diye Ay’a Dünya yörüngesine vs her yere silah, ordu vs vs yerleştirmişler.

En nihayetinde hemen herkes el ele tutuşup bir kumbayaa şarkısı söylemediği kalmış.

Derken zart diye bir uzay gemisi beliriyor bunlar da ne lan bu demeye kalmadan bu arkadaşı zart diye indiriyorlar.

Yani aradan 2o yıl geçmiş, uzaylıların silah ve anti yerçekimi teknolojilerini çözüp askeriyeye uyarlamışlar ama, uzaylıların kültürlerini, dillerini ne isteyip istemediklerini çözememişler ne haltsa. Esir uzaylıları da bu arada hapishanede tutuyolar. Hiç biriyle de iletişime geçmemişler.

Bu arada benim anladığım ayrıcalıklı kesim bu uzaylı dünyalı teknolojisi melezi şeylerini kullanabiliyor. Yani insanlar hala tekerlekli benzinli ya da pervaneli araçları kullanıyor ama kimi de kullanmıyor. ilginç. demek ki herkesin “iyiliği” için kullanılmıyor, belirli bir zümreye sunuluyor bu teknoloji.

Neyse uzaylılar zart diye ortaya çıkmadan önce bu düşürdükleri uzay gemisi meğersem bir haberciymiş. saklanın kaçın demeye geliyormuş. kendilerini tekilliğe indirgemeyi başarmış sanal varlıkların sonuncusu. Google’ın yaptığı ev eğlence sistemlerine benziyor. Top şeklinde uzaylı robot yapay zekamsı birşey.

Bu arada filme komedi, nostaljik bir iki söz ve hareket çalışmışlar ama olmamış.

Bu arada Jeff Goldblum’un babası rolünü oynayan Judd Hirsch ölümsüz müdür nedir arkadaş, herif 20 yıl önceki filmde de aynıydı, bugün de aynı ( zaten bir ölümsüzün üvey oğlunu canladırdığı Forever isimli dizide oynamıştı bir ara ama dizi de iptal edilmişti, her neyse)

Uzaylıların karıncalar ya da arılar gibi topluluk zekası ile bireysel zekanın melezi bir psikolojide ve sosyal yapıda olduklarını öğreniyoruz filmde. Ayrıca gezegenleri neden istila ettiklerini de öğreniyoruz. Teknolojik olarak birer eşek arısı gibiler aslında, kurbanlarının öz suyunu emen türden hem de.

Gerçi kraliçe ve istilacı bir tür bana ingiltereyi de anımsatmadı değil :)

id4-gallery1

Neyse bizim insanlık bu yeni yetmelerle savaşı kazanıyor, bu sefer nükleer güçle değil de akıl ve azim ile kazanıyorlar. Nükleer her zaman çözüm değil felan demeye getiriyorlar felan.

Tabii ki bilgisayar virüsü yükleyemiyorlar uzaylı bilgisayarına çünkü, uzaylılar sistemlerini upgrade etmeyi başarmışlar, yani tüplü ekrandan holograma geçmişler ( hahaha )

Onun yerine uzaylıları eski bir radar ile kandırmayı başarıyorlar. geh kuçu kuçu  yapıyorlar.
Bu bize uyarıda bulunmaya gelen uzaylı üstün zekalı ve bilgili robot topun dedikleirne göre hiç bir tür bunları yenmeyi başaramamış ve hiç biri bir kraliçe uzaylı öldürememiş. hiçbiri bunları kandıramamış ama gel gör ki bizimkiler eski bir radarla bunu başarıyor. Tüm kainat mal :) bi bunlar akıllı.

Bak ilk filmin izinden gerçekten gitselerdi tüm bu saçmalıklar daha kolay hazmedilir ve hatta anlamlı olurdu. SnapChat kafasındaki gençlere film çektikleri için herşey boktan olmuş. Oysaki filmi bizim kuşağa göre çekselerdi daha iyi olabilirdi. Efsane olurdu sanıyorum.

Neyse filmin sonunda 3. bir film geleceğini kesin bir dille belirttiler.

Bir 20 yıl daha onu da bekler miyiz, seneye mi çıkar, ömür yeter mi bilinmez :) ha kısmet olursa onu da sinemada izlemem değil. Hiç değilse bunu geçen 20 yılın hatırına sinemada izlemiş olmanın garip mutluluğu vardı. Çok kötü değil ama iyi de değil. Sadece yaşam süremde uzun bir aradan sonra ikincisini izlediğim, ilkini çocukluktan olsa gerek beğendiğim filmlerden biri, bir anı, kendince bir efsane hepsi bu.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s