Rogue One

rogue-one-jyn-ersa-geared-up

Baştan söyleyeyim bol spoiler var.

Bu senenin Arrival ile birlikte merakla beklediğim yapımı Rogue One, beklediğime değen bir yapım olmuş. Gidin. Ama mümkünse 3D olmayanına gidin çünkü bir anlamı yok. Boşuna gözlük takıyorsunuz.

Konusu gereği, 1977 yapımı Star Wars New Hope’un öncesinde geçen bir macerayı anlatan Rogue One, orijinal üçlemeyi izlemiş hayranlarının aslında yıllardır beklediği bir film.

Görkemli Ölüm Yıldızı’nın ( Death Star ) inşaası henüz tamamlanmıştır ve deneme atışlarına başlamışlardır. Bunu duyan ve zaten oldukça zayıf ve de dağınık olan asiler grubu artık teslim olmayı gözden geçirir haldedirler.

Bu arada faşist imparatorluğun baskılarıyla Ölüm Yıldızı’nın baş mühendiğisliğini yapan Nükleer Fizikçi Galip Ersoy, asilerin elinde büyümesini sağladığı kızı Jyn Ersoy’a yolladığı, seni unutmadım kızım etiketli ve ilk şarkısı ölüm yıldızıığğ ayırdı biziiiğğ isimli karışık kasetin arasına bir hologram sıkıştırır. Der ki, kızım ben oranın kadrolu mühendisi olarak çalıştım ama sigortam tam yatmadı, o yüzden bir de açık bırakdım, siz onu bulun onu oradan patlatın.

Bunu duyan Jyn, yanına üçbeş mahalle arkadaşını da alarak karakolu basmaya gider. Çünkü karakolda kotasız internet ve Ölüm Yıldızı’nın planları vardır. Oradan upload ederiz torrente der.

Karakola bir şekilde sızan kafadarlar, in aşşaa, çık yukarı, vur kır derken olayı hallederler.

Sonunda ise ölürler. Zaten öleceklerini biliyorduk, zira New Hope’da alınan planlar incelenirken, bu planları almak için çok değerli arkadaşlarımız canlarını vermişlerdir, iki dk delikanlı olun uyarısı yapılmıştı, Luke Skaywalker ve ekibi Death Star’a dalmadan önce.

Bu arada film bitişine yakın güzel süprizlerle seyircisini uğurluyor. Filmin sonu doğrudan 1977 yapımı 4. filme ( aslında serinin ilk çekilmiş filmine ) geçiş yapıyor. Orjinal Prenses Leia’yı tekrar görmek güzel oldu. Tabi CGI ( hem de başarısız bir tane ) ancak yine de güzel. Yuh dedim harika olmuş bıraktığı etki. Böyle retro futurist etkileri seviyorum :)

Gerçi filmin içinde, CGI ya da orijinal bir çok tanıdık karakter boy gösteriyor. onlar da filmin ayrı birer hoşluğu.

Önemli bir nokta ise başrolün kim olduğu. Bana göre Jyn Erso değil. Robot karakter, K2.

K2; maço bir imparatorluk robotu, asiler tarafından hacklenmiş. Aklına ne geliyorsa söylüyor, özü sözü bir bir robot. Delikanlı. Ayrıca oldukça da komik. Yeni fanatikleri türeyebilir. Kendine has bir filmi olsa izlenir.

Star Wars tema bakımından Hollywood’un 2. Dünya Savaşı’na Amerika’nın etkisi hikayesinden yürür gider. Faşizmi böyle inceler ve irdeler. Hatta benzer temadan yola çıkan bir çok film için ara sıra, “ulan holivud bakalım bu ikinci dünya savaşının ekmeğini daha ne kadar yiicen” diye de der dururum. Bu sefer Rogue One’da fotoğraf açısından Ortadoğuya Amerikan etkisi resmedilmiş. Yani bu sefer faşist, güç emperyal emeller için orada bulunan Amerika. Elbette subliminal bir mesaj bu. Bunu da bir pazar yerinin ortasında M1 tankına benzeyen bir makine ve yine o pazar yerinde patlayan bombalar ve de çıkan çatışmanın görsel tanıdıklığından anlıyoruz.

Ayrıca Force be with you teması abartı gibi duran bir dinsel çağrışım yoluyla aktarılmış, inanç kısmı ön plana çıkmış. Ortadoğu ve doğudaki yaygın inanışların Star Wars’dan yansıması gibiydi, güce olan inancın abartılması.

Aslında söylenebilecek çok şey var ama elbette sinemada izlemek daha güzel. Arşive girmeyi kesinlikle hakediyor ve hatta sanıyorum bence bu film 7. filmden bile başarılı.

bence 8.5 / 10

İyi seyirler.

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s