Google Glass + EPOC = Google Brain

Google gözlük işine el attı atalı aslında dünya eskisi gibi değil. Sadece Dünya’da bir çok kişinin bundan haberi yok. Bir çoğu diyorum ama geeklerin hemen hepsi zaten durumdan haberdar.

glass_photos4-580-75

Google’ın Glass Projesi hakkında detaylı, detaysız bir çok bilgi zaten internette var. hatta gözlüğün kendi sitesi dahi var. Sitesini geçtim, daha bu gözlük çıkmadan rakipleri bile türedi.

Bizi “ekranlı dünya”dan yavaşça sıyırmaya niyetlenmiş bu cihazı, insanlar önce garipseyecek, sonra ise bir iPhone’a sahip olmalarının ardındaki esas nedenden ötürü, yani elektronik bir cihaz ile stil sahibi olabilmek telaşıyla benimseyecekler Google’ın Gözlüğünü.

gerçi anadili ingilizce olmayan ve ingilizceyi ( daha doğrusu batı dillerini ) iyi konuşamayan insanlarda daha bir garip duracaktır bu cihaz. zaten nasıl bir his yaratabileceği de şu video da anlatılmış.*1

biraz ileriye doğru baktığımızda, bu gözlüğün kullanımı arttıkça sadece iletişim şeklimiz değil; not alma, paylaşma, tanıma, öğrenme ve araştırma şekillerimiz hızlıca değişecektir.

yolda yanyana geçişen, metroda karşılıklı oturan ya da yeni tanışan insanlar daha el sıkışmadan birbirleri hakkında sosyal ağ profillerinin verdiği bilgiyi gözlerinin önünde görüyor olacaklar.

yeni aldıkları google glasslarına kılıf bile arayan olacak, aman camı çizilmesin, ya da panter desenli olsun bi kenarı. belki bir gün stereo versiyonu da çıkar google glass 3D :)

nice oyun, uygulama, pazarlama tekniği de cabası.

küçükken, komen komencilik oynardık :) bir bilgisayar oyunu olan counterstrike’ın mahallede apartmanların arasında oynananıydı bu( o zamanlar kişisel bilgisayar yok, var da bizde yok , olsa bile valve firması daha babasının portakalında bir vitamin ).

komen komene dönelim :)  herşey tamamen hayal gücümüze ve koşma becerimize bağlıydı. yorulunca bırakırdık. hatırladıysanız, şimdi bu oyunu bir de google glass ile oynadığınızı düşünün… koca koca adamları sokakta atlayıp birbirine ateş ediyormuş gibi yaptığını gözümün önünde canlandırabiliyorum şimdiden.

kaybolan reklam tabelaları, elde dolaşan tabletler ve telefonların git gide azalması.

aslında kulaklıkla telefonda konuşarak yürüyenleri hala garipsiyorum, size de bazıları çok sinir bozucu ve hatta gülünç gelmiyor mu? :)

herneyse, google glass ve türevleri böyle manzaraları bolca sunacak bize.

peki gözlüğü aldık kabul ettik ve kullanmaya başladık, bu teknolojinin gelişimi nasıl sürer acaba diye düşünmeden edemedim.

fotoğraf çeken, bize yol tarif eden, mesaj alıp veren ve bunların hepsini gözümüzün önüne getirip, sesli komutlarla harekete geçen bu cihaz nasıl gelişir acaba? ya da bu cihaza olan kabullenişimiz, bu türdeki bir cihazın gelişimini nasıl şekillendirebilir?

hali hazırdaki bluetooth kulaklıkların ekranı olan bir modeli aslında bu cihaz, bir tür protez. cep telefonunuzu “daha rahat ve etkili” kullanmanızı sağlamayı amaçlayan bir aparat.

az önce de değindiğim üzere; ingilizce, almanca vs konuşma zorunluluğu bir rahatsızlık başlatacaktır önce. yerel dillerin ses tanıma programları maalesef ingilizce kadar başarılı olamıyor. bir de konuşarak komut ediliyor olmasının ( evet el kol hareketleriyle, yanındaki tap-bar’ı ile de birşeyler yapılıyor ama… ) vereceği rahatsızlık. bu cihazın kullanımı daha da kolaylaşmalı ve az garipsenir olmalı değil mi?

google-glass-6-crop

hmm çözüm?

EPOC

Emotive nöro-mühendislik frimasının geliştirdiği, cihazları beyin gücümüz ile kontrol etmemizi sağlayan bir aygıt.

Görsel          Görsel

esas işlevi; engelli insanların, elektronik cihazlar aracılığı ile iletişim kurması ya da gündelik diğer mekanik işlerini halledebilmesi. bu da bir protez anlaşılacağı üzere.

tabii oyun da oynanabiliyor ;) bunu kullanabilmeniz için illaa engelli olacaksınız diye bir şart yok. buradaki TED videosunda biraz bilgi verilmiş.

çalışma prensibi kısaca şöyle, belki bilmeyen vardır ama dünya üzerindeki en güçlü bilgisayar olan beynimiz ( dünya üzerinde gelmiş geçmiş tüm bilgisayarlar + süper bilgisayarların işlem kapasitesini toplasak dahi bir insan beyninin yeteneklerinin kıyısından bile geçemiyor ) çalışırken çeşitli sinyaller de yayıyor, alfa, beta vs dalgaları. bu cihaz bu sinyalleri yakalıyor, esas amacı bu. sonra yakaladığı bu sinyalleri işleyecek bir harici bilgisayara yolluyor. kafanıza EPOC’u taktığınızda konsantre oluyorsunuz ve diyelim oyun oynayacaksınız, sanki klavyeden tuş tanımlar gibi bilgisayara diyorsunuz ki ” bak koçum şu anda yukarı gitmeyi düşünüyorum, bu sinyali aldığında elemanı yukarı hareket ettir” gibi ;)

EPOC beyin dalgalarımızı yakalayan bir sensör. yani harici bir bilgisayara ihtiyacı var.

pekiiii, EPOC’un çalışması için gerekli yorumlayıcı bilgisayar google’ın gözlüğü olursa ne olur?

:) bence enteresan şeyler olabilir.

dikkat, yazının bu bölümden sonrası gelecek hakkında spoiler içerir ;) Continue reading “Google Glass + EPOC = Google Brain”

Reklamlar

Facebook GraphSearch

bundan bir buçuk sene önce facebook search diye bir servis hayal etmiş ve bu öngörümü nelerin desteklediğini anlatan bir yazı yazmıştım fakir blogumda. bugünlerde ise facebook bu öngörümü pek de haksız çıkarmayacak bir servis başlatma telaşında. Facebook Graph Search.

Görsel

yüz milyonlaca kullanıcısının yüklediği grafikleri, fotoğrafları bir arama motoruyla daha kolay erişime açan, e-sosyalleşme kavramına fotoğrafik bir hafıza kazandıracak olan özellik henüz herkese sunulmadı.

önceden de dedim, google sosyal ağ kavramını kendince yorumlarsa, facebook da arama motoru bence böyle olur diye mırıldanmaya başlar ;)

2012 Yılında SosyalMekan

WordPress.com istatistik yardımcı maymunları bu blog için bir 2012 yıllık raporu hazırladılar.

İşte bir alıntı:

2012 Cannes Film Festivaline 4.329 film gönderildi. Bu blog, 2012 içinde yaklaşık 18.000 kez görüntülenmiş. Eğer her görüntülenen bir film olsaydı, bu blog 4 Film Festivaline ev sahipliği yapardı

Raporun tamamını görmek için buraya tıklayın.

Microsoft işi Sosyalleşmek: so.cl

microsoft fuse labs‘ın uzun süredir üzerinde çalıştığı sosyal ağ so.cl karşımızda.
ağırlıklı olarak link paylaşmaya dayalı bir yapı. kullanımı kolay, facebook ya da microsoft mail hesabınız  ile oturum açıp kendi sayfanızı oluşturabiliyorsunuz ( http://www.so.cl/#/profile/Emrah-Serdaroglu ) insanlar birbirlerini takip edebiliyor ve paylaşımlarına “like”verebiliyorlar. hani yavanlık olarak google plus’ın yavanlığında, yapı olarak hızlıca işleyen basit bir forum gibi duruyor. çok azcıkda branch‘ı andırdı bana biraz ( branch çook daha iyi  ) ama dediğim gibi az.

Görsel

şimdiden çöplüğe dönmüş durumda ama zamanla oturur ya da kısa sürede yok olur gider gibime geliyor ;)

Domain İsteme Adabı

Görsel

internet ile ilgilenen bir çok kişi, bu teknoloji üzerinde bir servise, sanal bir dükkana ya da fikri her ne ise onu gerçekleştirmeye heves eder değil mi? hatta bunun için gider bir ya da bir kaç domain satın alır.

sonra kimisi bu fikrini gerçekleştirir, kimisi ise gerçekleştirmez. domain boşta kalır ya da amacından farklı bir servise isimlik eder. boşta kalan kullanılmayan ve ya görece fikrine hizmet etmeyen domainlere, başka fikir sahipleri talip olabilir.

keza ben de böyle bir çok fikri olan ve bir çok domaine sahip kişilerden birisiyim :) bugüne kadar sahibi olduğum bir çok domaine farklı kişilerden teklifler geldi, işte bunların bazılarının profilleri:

Continue reading “Domain İsteme Adabı”

Görsel
Kişisel bilgisayarlar yaygınlaşmadan önce ve ilk internet cafeler açıldığı yıllarda ortalık görece sakindi. İnsanlar bu yeni açılan ne idiğü belirsiz dükkanlara tedirginlikle yaklaşıyorlardı. Yeni bir tür atari salonu olsa gerekti bu yerler onlara göre. herkesin evinde bilgisayar yoktu, bilgisayarı ve interneti bilen birkaç kişinin tanıdıkları, satın alamadıkları ve kullanmaya heves ettikleri bu cihaza sahip olamasalarda hararetlerini dindirecek yerler olan internet cafeleri keşfetmeye başlamışlardı… ilk müşteriler onlardı.

atari tayfası da bu playstationa ya da jetonlu oyun makinelere benzemeyen şeylere karşı kısa süreli bir tedirginlik yaşadılar, işte bu tedirginlik anları yani bu tiplerin saldırıya geçmeden önceki sessizliğin sahibi olan dönem ufak bir huzur barındırıyordu…

GörselGörselGörsel

Continue reading “Önce Kafanızı Sonra İnternet’i Kullanmayı Öğrenin”