Amatörce Astronomi Fotoğrafçılığı

fotoğraf çekmeyi seven, astronomiden hoşlanan, bilimum bilim kurgu ıvır zıvırıyla hayatını geçirmiş biri olarak, zaman zaman karşıma çıkan yıldızı bol gece fotoğraflarına bayılırdım… halen daha bayılıyorum ;)

ışık kirliliğinin olmadığı yerlerde yıldızlar daha parlak görülür, hatta güneş sistemimizi de içeren samanyolu galaksisi ( gökadası ) da net bir şekilde tüm büyüleyiciliğini ortaya koyar…

işte bu görüntüyü kendimce fotoraflamak istedim ve şu görülen fotoğraflar çıktı ortaya:

bu fotoğrafları çekerken kullandığım teknik, aparat vs yi yazayım hemen.

önce pırıl pırıl ter temiz bulutsuz bir gecede  ışık kirliliğinin az olduğu bir yere gitmelisiniz, şehir dışında yıldzları görebileceğiniz her yer uygundur sanıyorum buna. ben memleketimdeki bir yaylaya çıktım ;)

makinem canon eos 7D ve lensim ise 8mm geniş açı, balık gözü de diyorlar. benim eski emektar eos 350D yi de üzerindeki 18-55 ile denedik ama pek başarılı sonuç olmuyor :)

neyse, gittim makineyi piknik yapılan masalardan birine koydum, tabii gök yüzünü görecek şekilde. öncesinde pozlamayı 30 saniyeye aldım, iso değeri de 6400. odak değeriyse 3.5’du.

ve deklanşöre basıyoruz, 30 sn sonra o işte görülenlere benzer fotoğraflar oluyor. hepsi bu :) daha fazlası buradaki ve şuradaki linklere tıklanarak görülebilir…

o kadar çok şey oldu ki…

artık eskisi kadar yazma isteği bulamıyorum. belki de bu oyunun sonu geliyor, belki de yazacak yeni bir yüz yeni bir mekan bulurum. şu bir iki kelimeyi bile yazarken hüzün kapladı içimi. a noktasındaki hayalden b noktasındaki hayale geçişte dökülen buruk göz yaşı gibi. sevindiğinden mi yoksa üzüldüğünden mi ağladığını bilemediğin zamanalr gibi. elbette ağlamıyorum şu anda, o tür bir dışa vurum ya da duygusal iniş çıkışlar içinde değilim. buraya yazışımın seyrakliği hayatımda gelişen yeni olguların ve çizilen yeni yolların nedeniyledir. kötü yollar değil ama yürüdüğüm yollar da değil… artık yürütmüyor. kökler salmamı sağlıyor.

Okumaya devam et “o kadar çok şey oldu ki…”

Cumartesi gününe güzel bir yürüyüşle başlamak

cemreler düşerken de fotoğraflamak isterdim, böyle tam cemre düşüyor… ben de şaak diye kareliyorum :) eeheheh fantastik kurgu oldu bu.. soyut varlığın hatta bir oluşun terimini fotoğraflamak durumunu hayal etmek.. kafaya bak, cümleye bak.. :)
yürürken havanın güzel oluşunun şevkiyle çekilen bir kaç güzel kare… FF1 | FF2 | FL
_MG_2027   _MG_2055   _MG_2131
_MG_2193

Sevgili günlük…

uzunsüredir birşeyler yazmamak ne garip, gerçi bundan daha uzun süredir blogumu yalnız bıraktığım olmuştu tabii.. yazmış olmak için yazmayı hiç sevmem.

yine fotoğraf çektim, memleketime gittim geldim ve bir sürü şey oldu tabii.. ancak sanırım ileride olacak şeyler buraya yazmayı atladığım şeylerin önemini ya da yazılabilrliğini daha var olmadan gölgeleyebiliyor… bir macera başlıyor… ama önce o gölgeden sıyrılan birkaç foto ve küçük bir iki an…
fisherman

Okumaya devam et “Sevgili günlük…”

Medyatik…

eğlenceli başlık oldu değil mi? :) hiç kaygısını gütmediğim bir şey, zaten yazımın konusu da aslında bu değil. bu değil ama touch istanbul dergisi şubat 2011 sayısının ayın blogu köşesinde benle yaptığı röportaja yer verdi. ilgileri için tekrar teşekkür ederim.

alt

daha önce de yeni rakı’nın istanbul’u fotoğraflamış ve blogunda yazısını yazmış bloggerların fotoğraflarının sergilendiği festivalimsi sergide de yer almıştım, çektiğim bir fotoğraf dergi kapağı olmuş ve bir yazarın kitap tanıtımında kullanacağı fotoğraflarını çekmiştim :) e güzel şeyler bunlar, tanınmak bilinmek iyi… iddiam yok, sevenler sayanlar değer verenler sağolsunlar. ben hobimi icra ediyorum, görüp beğenenler varsa ne mutlu bana…

Canon eos 7D

vay bu başlığı bu bloga atabilmek, ne mucize :) esasında bir mucize gibi görünen ama içinde bir disiplini, özveriyi, idealizmi barındıran olayların sonucu bu. hak ediş! efenim belki de abartmamam gerekir ama bu canon eos 7D :) bu makinenin en alçak gönülü hali bile bir heybete sahip ki… şimdi ellerimde!

CanonEos7D

şu duruşa bak! standart lensiyle birlikte edinmedim bu makineyi, yanında sigma 24-70 f/1:2.8 de edindim. bu lens’in çarpanı 1 olduğu için her durumda yani ister 24 isterse 70mm’ye ayaarlı dursun 2.8 odak değerini koruyabiliyor!  e emektar makinemin zaten 18-55 lensi var, 50mm f/1.8 lensim de var ( hani bi ara kırmıştım :P)  daha ne olsun.. oh mis!
emektar demişken ocak 2008’de ilk dslr makinem olarak elime geçtiğinde nasıl da heyecanlı bir yazı yazmıştım onun hakkında! ancak ilklerin yeri elbette farklıdır, farklıdır ama bu makine de kendi başına bir ilk bu 7D :) emektar 350D ile çektiğim fotolara 5D ile mi çekiyorsun denildiğini hatırlarım.. merak içindeyim acaba bu makineyle çektiklerime ne diyeceklar? korkarım şu cehaletin gölgesi üzerime ara ara vuracak, yani “ haa 7D var sende tabiiki çekersin!” tahammül edilemez bir aptallığın eserini ortaya koyar bu cümleyi her kim kurarsa…

Okumaya devam et “Canon eos 7D”

Fotoğraf Aşığından Fotoğrafçısına….

uzun süre oldu bu güzel hediyeyi alalı. yazısını şimdi yazabiliyorum. ince düşünülmüş bir hediyeye ince düşünülmüş cümleler kullanmak gerek. ancak hikayesini anlatmakta gerek… zaten hediyenin maddi değeri değildir içinde barındırdığı hikayedir değerli kılan. hele benim gibi hediyeleşmeye önem veren ve bunu bir iletişim tekniği olarak gören birisi için elbette ayrı anlam taşır.. titiz ve özenli olmalıdır.. işte bu öyle birşey…

5

ff’de yazdığım bir yorumdan yola çıktı bu çanta. içinde aşk vardı. o aşk diyordu ki, bu çanta onu bence hakedenin olmalı… bu hediye seni seviyorum sözcüğünün hiyeroglif diliydi biraz da… emek vardı.. anlayış ve var ediş…

Okumaya devam et “Fotoğraf Aşığından Fotoğrafçısına….”

AUTOSHOW 2010 istanbul

fransız otomobil firmalarının elektrikli araçlarını bolca sergiledikleri bir fuardı bu seneki ( sanki daha öncekilere gitmişim gibi :P )  bana göre zorlama bir teknoloji olan hybrid motorlarla donanımlı japon otomobilleri de vardı ama onlarla pek ilgilenmedim… halen hazırda diktatörlüklerini sürdüren ama bu haksız hükümranlıklarının hazin sonuna yakın olan içten yanmalı motorlara sahip arabalardan da tabiiki sadece mercedesle ilgilendim… ha bana davetiye renault poşedinde bir dosyanın içinde gelmedi mi? geldi tabiiki :) renault gözüme girmeye çalışıyorsun, köfteyi çakmadım sanma.. eheh saçmaladım öhmm..

citroenZeroG

hız canavarları lamborghini’ler ve porsche’lar hemen herkesin odak noktasındaydı tabiiki. kodaman arabaları bentley ve rollsroyce’ların da hızlı modelleri vardı da öyle işte… neyse..

bentley-1

honda’nın asimo’su vardı robot, el salladı gitti :) biz de enee robot bize el salliyür diye sevindirik olduk.. robotun yanındakji sunucu kız, bu robot öyle bilgisayarda milgisayarda yapılmadı tasarlanmadı.. bu mühendislik harikası yıllarca tasarlanmış bir makinedir dedi.. içimden güldüm bu saçma yaklaşıma, sunuma :) dedim diğer robotlar ne acaba? bilgisayarda tasarlanmadı da ne demek.. asimonun kendisi eli kolu olan bir bilgisayar kasası en nihayetinde… hani asimo allah kulu da diğerleri müstemleke gibi bi durum oldu benim nazarımda :P hani sony qrio bir doğa harikası ya da ne bilim çinli bir üreticinin saçmalamısı mı?  aman neyse…

asimo

sonra gittik bişi de yoktu.. otomobil uçar gider.. felan filan… bi ton fotoğraf çektim.  bakılsın görülsün diye :)